Yeni Enerjiler

Yeni Enerjiler

Başlangıçta güneş enerjisi insan için tek enerji kaynağıydı. Teknik gelişmelerle birlikte fosil yakıtlar kullanılmaya başlandı: Kömür, petrol, doğalgaz. Ancak yoğun nüfus artışı ve yaşam koşullarının birbirine benzer hale gelmesi (büyük kentler, otomobiller…) bu enerji kaynaklarının baş döndürücü bir hızla tüketilmesine sebep oldu. Bu enerji kaynakları bitmez tükenmez kaynaklar değildirler, ayrıca çevre kirliliğine sebep olurlar: Karbon gazının yayılması, kükürt oksitlerinin oluşması, asit yağmurları halinde azotun yeryüzüne yağması gibi… Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, yerici ısısı, biyoyakıtlar… Bütün dünyada temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklan kullanılmaya başlanıldı ve yakın bir gelecekte bu enerji kaynaklannm dünya enerji tüketiminde önemli bir yer alacakları ümit ediliyor.

Güneş Enerjisi

Bütün dünyada toplam 140 megavat elektrik enerjisi, güneş enerjisiyle sağlanıyor. Aynalarla toplanan güneş ışınlan, aynaların altında bulunan bir kaptaki sıvıyı ısıtarak güneşin ısısıyla ısınmayı sağlar. Bu ısı bir su haznesine geçer, orada büyük bir basınç altında buharlaşır ve buhar elektrik üreten türbini çalıştırır. Japonya’da bu metotla ısınan konut sayısı beş milyondan fazladır. Güneş enerjisiyle ısınma konusunda fotovoltaik hücreler gelecek vaat eden bir metot olarak görünüyor. Bu metotla güneş ışınlarından doğrudan doğruya elektrik enerjisi elde edilir, silisyum sayesinde ışınlar elektrik akınıma dönüşür.

Biyoyakıtlar

Uzun yıllardan beri, doğada bulunan ve özel olarak yetiştirilen bitkilerden yakıt olarak yararlanılıyor. Böylelikle, Brezilya’da şekerkamışından üretilen alkol özü yakıt olarak kullanılıyor. Ülkenin her yerinde büyük damıtımevieri kurulmuş (yukarıdaki resim). Buğday ve pancardan da etanol elde edilebiliyor; bazı Fransız kentlerinde bu yolla elde edilen etanolle çalışan otobüsler bulunuyor. Birleşik Devletler’de ise mısırın

mayalanmasıyla elde edilen biyo-etanol kullanılıyor. Tropikal ülkelerde ise bitki yağlan (pamuk, yerfıstığı, hurma… gibi), bu sisteme göre ayarlanmış motorlarda gazolin ile karıştırılarak kullanılıyor. Fransa’da yapılan çalışmalar sonunda ana maddesi kolza olan bir biyoyakıt üretildi: Diester. Diester, dizel motorlarda saf ya da bir karışım içinde kullanılabiliyor. Biyoyakıtlann bir başka üstünlüğü daha var: Çevreyi daha az kirletiyorlar. Benzin ile kıyaslandığında, diester %50 daha az is, kurum bırakıyor; etanol de benzine oranla çevreye %30 daha az karbonmonoksit yayıyor.

Jeotermik Enerji

Yeraltındaki su örtülerinin ısısı ya da yanardağlar sayesinde oluşan doğal buharla oluşur. İzlanda’da daha az ya da daha çok sıcak (340°C dereceye kadar ısısı olan) yüzlerce yere, yerin alımdaki jeotermik enerjiyi çıkarmak için yüzlerce sondaj istasyonu yerleştirilmiştir. Elektrik üreten fabrikaları beslerler ya da seraları ısıtırlar. Birleşik Devletlerde bu metotla 600 megavat enerji üretiliyor. Volkanik bölgelerde de çözüm, doğrudan doğruya magmanın ya da lavın ısısının kullanımı olacak (aşağıda). Fransa’da Massif Central’de ve Alsace’ta işletilebilir yerler mevcut. Bu yeni enerji tiplerinin geliştirilmesi için, teknik yöntemlerin iyileştirilmesi, üretimin ucuza mal edilebilmesi için büyük çabalar sarf ederek önemli araştırmaların yapılması gerekiyor.

Fotopiller

Özellikle ıssız yerlerde akım elde etmeye yararlar. Güneş enerjisiyle çalışan arabaların ilk örnekleri (yukarıda solda) karoserlerine monte edilmiş, ışığa karşı duyarlı hücrelerden oluşan bataryalar sayesinde hareket edebilirler. Fotopiilerin üretiminin ucuzlamasıyla birlikte güneş enerjisinin kullanımı daha da önem kazanacak.

Fosil Yakıtlar

Kömür, petrol, doğalgaz, atmosferdeki karbonik gazın güneş enerjisi sayesinde sabit tutulmasının yardımıyla, milyonlarca yıldan beri toprak altında yığılmış organik maddelerin geçirdikleri değişim sonucu meydana gelmişlerdir. Bu fosil yakıtlar yenilenemezler. Yaklaşık bir buçuk yüzyıldan beri insan tarafından kullanılan başlıca yakıt kaynağı haline gelmişlerdir. Eskiden gerekli ısı odunla sağlanırdı, Hayvan gücü, su ve havanın gücü de hareket enerjisi olarak kullanılırdı. 18. I yüzyılın sonundan j itibaren sanayi kuruluşlarının ortaya çıkışıyla birlikte, M özellikle buhar makinesinin icadından sonra metalürji alanında kok kömürünün kullanılmasıyla, kömür bir enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlandı.

Bir yüzyıl içinde 9 patlamalı motorların gelişimiyle ve teknolojinin gelişiminin sayesinde petrol tüketimi, giderek üretimi azalan kömür tüketimini geçmişti.

Rüzgârın Gücü

Yüzyıllardan beri yel değirmenlerinin yardımıyla rüzgâr enerjisinden yararlanılıyor. Yeni teknolojiler sayesinde bu tür enerji gelecek vaat ediyor (yanda, sağda). Örneğin Danimarka’da 2000 yılında elektrik enerjisinin %10’unun rüzgâr enerjisiyle sağlanması planlanıyor.