Türkçe Paragraf Testi – 11

ANLAM BİLGİSİ XI

1.Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerde hangisinde özelden genele doğru gidilmiştir?

A)Birçok sanat yapıtı vardır,deneme de bunlardan biridir.

B)Tüm sanatçılar gibi o da ölümsüzlüğü yenme telaşında bir yazardı.

C)Savaşlar zordur, Kurtuluş Savaşı da zor bir savaştı.

D)Gül, sevgiliye verilebilecek en güzel çiçektir.

I.Kim ne derse desin ödüller yazarları nitelikli

eserler ortaya koymaya sevk ediyor.

II. Ödüller bir yazar için hiçbir şeydir bence; ödül kurumları da gereksiz.

III. Ödüllerin kitapların satışını olumlu

etkilediğini hiç kimse inkâr edemez

IV. Ödüller birçok eseri kitapçı vitrinlerinden

okur kitaplıklarına taşıyor.

V. Ben ödüller için olsa da olur olmasa da diye düşünmüşümdür her zaman.

2. Yukarıda cümlelerden hangisi savunduğu düşünce bakımından birbirine en yakındır?

A) I ve III B) II ve V C) III ve IV D) IV ve III

I.Şairin kullandığı bir sözcüğün, bir dizenin bile ne anlama geldiğini anlamak için onunla ilgili yazılmış ne varsa okuyorum.

II. Uzun yıllar yurt dışında kalmam, romanlarımda gurbetçi insanlarımızın sıkça yer bulmasına yol açtı.

III. Sinemanın geniş kitlelere hitap edebilmesi, onun herkese inebilen anlatım gücü ve çok yönlü bir sanat olmasından ileri gelir.

IV. Tiyatro, izleyicilerle yüz yüze iletişimi zorunlu kılan bir sanat olmasından dolayı bin yıllara direnmiş bir sanattır.

3. Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilgisi yoktur?

A)I B)II C)III D)IV

I.Ben çevirilerimde metnin ruhunu taşıyabilmeyi esas alırım; zaten çeviri yapmak o edebi metni başka bir dilde yeniden yazmak değil midir?

II. Kimileri çeviriyi sözcüklerin sözlük karşılıklarını bulmakla karıştırıyor, o zaman da ortada edebi metin diye bir şey kalmıyor.

III. Çeviri yapmak en az bir eserin yazılma serüveni kadar zahmetli bir şey ve bence bir eserin altına yazarla çevirmenin adları yan yana yazılmalıdır.

IV. Çeviri yapmak elbette zahmetli bir iştir; ama bir esersin yazılma serüveniyle bu zahmet ne derece bir tutulabilir anlamıyorum.

4. Yukarıdaki cümlelerden hangisi savunduğu düşünce bakımından diğerlerinden farklıdır?

A)I B) II C) III D) IV

5.Aşağıdaki cümlelerden hangisinde üslubun önemi vurgulanmıştır?

A) İyi bir sanatçı, halkı eğitmek, halkı sanattan, anlar duruma getirmek gibi bir görev üstlenebilendir.

B) İyi bir sanatçı, anlattığı insanları kültürel birikimleri ve düşünceleri açısından iyi tanıyıp, kişiliklerini tanıyıp, kişiliklerini düğümlerini çözebilendir.

C) İyi bir sanatçı, geçmişle günümüzü birleştirerek yapıtını zenginleştirendir.

D) İyi bir sanatçı, bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için sanatçı olduğunun farkında olandır.

6.Aşağıdaki cümlelerden hangisinde aynı konuyla ilgili öznel ve nesnel yargı bir arada verilmiştir?

A) John Hurt ve Richard Burton’un başrollerini oynadığı film George Orwell’ın 1984 adlı romanında uyarlanmış.

B) George Orwell’ın mirasçıları romanın filme çekilmesine senaryoyu çekimden önce görmek şartıyla izin vermişler.

C) Tüm teknik ekip büyük bir özveriyle, eserin büyüklüğüne layık bir film ortaya koymak için hummalı bir çalışma yürütmüş.

D) Altı yılda tamamlanan ve önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan film, sinema severlerce merakla bekleniyor.

7. Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan, Marmara Oteli demek dururken The Marmara demek, Türkçenin sözdizimi özelliklerini zorlamaktır. Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıktı. Sözler Türkçe, ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı… Doğru olmayan bu kullanışlar da yaygınlaşıyor: Çay içmek, kahve içmek yerine çay almak, kahve almak; özür dilerim yerine üzgünüm gibi kullanışlar bunlara sadece birkaç örnek. Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız gerekiyor.

Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?

A) Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtulmalıdır.

B) Bazı anlatım kalıpları olduğu gibi çevrilmemelidir.

C) Dilimizin kurallarına aykırı kullanımlardan kurtulmamız gerekir.

D) Yabancı kaynaklı kullanımlar bir dilin zenginliğinin göstergesidir.

8. Halit Ziya, eserlerinde insani değerleri esas aldığı için onun eserlerindeki kahramanlar insanı her yönüyle adeta kuşatır. Toplumun her kesiminden seçilen kahramanlar, yüzeysel bir şekilde tanıtılmaz. Yazar, kahramanlarının mizacı ve psikolojileri üzerinde yoğunlaşarak onların iyiye ya da kötüye doğru yönelişini tarafsız bir şekilde verir. Bunu yaparken de toplum gerçeklerini göz ardı etmez ve toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmaya çalışır. Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Yazar, kahramanlarını gerçekçi bir şekilde tanıtmıştır.

B) Yazar, kahramanlarını tanıtırken onların ruhsal yönleri üzerinde de durmuştur.

C) Halit Ziya’nın eserlerinde toplumun her kesiminden insana rastlamak mümkündür.

D) Halit Ziya’nın kahramanları ya tam iyidir ya da tam kötüdür.

9. 10. (I) Son yıllarda, tiyatroda, giderek artan bir durgunluğa, daha doğrusu, gerilemeye tanık oluyoruz. (II) Tarihsel süreç içinde her zaman duraklama ya da gerileme dönemleri olmuştur. (III) Ama bir kez yapılan bir atılım, hiçbir zaman kökten yok edilemez. (IV) Bu aşamada tiyatro eleştirmenine büyük görev ve sorumluluk düşüyor.

Yazar, tiyatrodaki yeniliklerin ortadan kaldırılamayacağıyla ilgili kesin inancını, numaralanmış cümlelerin hangisinde dile getirmiştir?

 

A) I. B) II. C) III. D) IV.

10. Bir sanatçının değeri herkesten başka olmasında, kimseye benzememesinde aranmalıdır. Bunu başaran bir sanatçı hiçbir zaman eskimediği gibi ona benzemek de kimsenin elinden gelmez.

Aşağıdaki cümlelerden hangisi, bu parçada anlatılana anlamca en yakındır?

A) Özgün bir anlatıma ulaşan sanatçı hep yeni kalır ve başkalarınca taklit edilemez.

B) Gerçek sanatçı yalnız kendinde bulunan bir şeyi söyler, ama onu söylemekle bütün insanları anlatır.

C) Duygularını insanlara yalın olarak anlatmayı başaran sanatçılar hiçbir zaman eskimezler.

D) Bir sanatçının gerçek değeri kişiliğinin farklı olmasıyla değil, herkesle bir olmasıyla ölçülür.

11. İnsanlar hiçbir şeyimi almazlarsa, bana çok şey vermiş olurlar; hiçbir kötülük etmezlerse yeterince iyilik etmiş sayılırlar…

Bu sözleri söyleyen birisi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) İyilikle kötülüğü bir tutan

B) Zarar vermeyenin iyilik ettiğini savunan

C) iyiliği, kötülüğe tercih eden

D) Toplumsallıktan uzak duran

12 ve 13.soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplandırınız.

Zeytin ağacının yetiştirilmesi ve bakımı oldukça zordur; ama zeytin ağacı, bu emeğin karşılığını cömertliğiyle öder. Zeytinyağı, zeytin ağacının insanoğluna armağanlarından biridir. Beyin ve kemik gelişimine katkıda bulunur. Yemeklerden önce içildiğinde mide cidarını kaplayarak ülser ve gastrit gibi hastalıkları önler. içerdiği vitaminler sayesinde vücutta antioksidan etkisi gösterir ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır. Cildi yeniler ve gençleştirir. Bu özellikleri nedeniyle eskiden beri “altın sıvı” olarak adlandırılan zeytinyağının üretimi üç temel aşamadan oluşur. Önce, zeytinler ezilerek hamur haline getirilir, sonra bu hamur sıkılır ve son olarak yağ, zeytin meyvesinin suyundan ayrıştırılır. Zeytinyağında 100’ün üzerinde tat ve aroma özelliği bulunmaktadır. Zeytinin kalitesi, hasat zamanı ve hasat şekli ile yağın aroması, içerdiği asit oranı ve üretim yöntemi zeytinyağının kalitesini belirleyen etkenlerdir.

12. Bu parçaya göre zeytinyağının “altın sıvı”olarak adlandırılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Farklı tat ve aromalarda olabilmesi

B Yetiştirilmesi zor bir üründen elde edilmesi

C) İnsan sağlığı için yararlı olması

D) Hammaddesinin değerli olması

13. Bu parçada zeytinyağıyla ilgili olarak;

I. Kalitesi neye göre değişir?

II. Ne kadar sürede üretilmektedir?

III. Hangi tat ve aromaya sahip olanlar daha çok tercih edilmektedir?

IV. Asit oranını belirleyen etkenler nelerdir?

V. En çok nerede üretilmektedir?

hangisinin/hangilerinin cevabı parçada yer almaktadır?

A) Yalnız IV B) II ve III

C) I ve V D) Yalnız I

14. Yapılan bir araştırmaya göre kendisinden büyük kardeşi olan çocuklar,hiç kardeşi olmayanlara göre IQ testinde daha başarılı çıkmıştır.Diğer taraftan ailenin en büyük çocuğu olanlar ise yine hiç kardeşi olmayan çocuklara göre testte daha başarısız olmuşlardır.Diğer ilginç sonuç ise kızların küçük yaşlarda ortalama olarak erkeklere göre daha başarılı olmaları ve yıllar ilerledikçe ortalama değerin erkeklerin altına inmesidir.

Yukarıda verilen parçadan;

I. Hiç kardeşi olmayan çocuklar her zaman başarısızdır.

II. Erkekler yaşları ilerledikçe daha başarılı olmaktadır.

III. En başarılı gurup kendisinden büyük kardeşi olanlardır.

IV. Kardeşi olmayan kızlar kardeşi olmayan erkeklere göre daha başarılıdır.

hangisi/hangileri kesin olarak çıkarılabilir?

A) Yalnız II B) Yalnız IV

C) I ve IV D) II ve III

15. Duyguları, düşünceleri görünür kılan güç, dünya ile uzlaşamama hâliymiş; bunu iyice kavradım. Frida Kahlo’nun bedensel acıları olmasa, Salieri, Mozart’ı kıskanmasa, Dali kendine sevdalanmasa, Nâzım yabancı bir ülkede yaşamak zorunda kalmasaydı —-?

Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

A) yazınsal ve kültürel tarihe bu ölçüde katkıda bulunabilirler miydi

B) bugün yaptıklarıyla hala adlarından söz ettirebilirler miydi

C) acaba onların yapıtları olan o resimler, o şiirler, o senfoniler yaratılabilir miydi

D) o yapıtların günümüz insanını daha iyi yaşama koşullarına ulaştırdığı söylenebilir miydi

16. Edebiyat öğretmenimizin kendine özgü bir yöntemi vardı. Büyük yazarlardan, düşünürlerden seçilmiş bir metni çoğaltır, dersten birkaç gün önce hepimize dağıtırdı. O metni hepimiz tekrar tekrar okurduk. Metnin ilginç yerlerini, yazarın dünya görüşünü, o dönemin edebiyat anlayışını bulur çıkarırdık. Derslerde öğretmenimiz düşüncelerini belirtmez, güler yüzle bizi dinler ve asıl hedefe kendi çabalarımızla ulaşmamızı sağlardı. Böylece derslerimiz tartışmalı bir şölen havasında geçerdi. Sokrat’ın, Sofokles’in, Tolstoy’un, Montaigne’in metinlerindeki bazı cümleler hâlâ belleğimdedir, bana hâlâ yol gösterir.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen öğretmenin bir özelliği değildir?

A) Dersini çekici kılan

B) Konuşmaktan çok konuşturan

C) Okuyup araştırmaya yönlendiren

D) Belirli düşünce kalıplarına bağlı kalan

17. Kimleri okursunuz? Sevdiğiniz yazarlar kimlerdir? Bu tür soruların yanıtına göre karakter tahlili yapılır mı, bilmiyorum. Ama yazarla okur arasındaki doku uyuşumunun, metinden alınacak yazınsal zevki artırdığına inananlardanım. Örneğin canlı müzikleri, fosforlu turuncuları seven biri, benim için uygun okur olmayabilir. Çünkü benim dünyam, dingin ruh hâllerini anlatan müziklerden, gül kuruları ve bordolardan hoşlananların kendilerini bulabildikleri bir dünyadır.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okunandan, farklı yollar denenerek tat alınabileceği

B) Bir yazarı yalnızca yapıtlarına bakarak tanımanın olanaksızlığı

C) Okurların, kendi kişilik özelliklerine yakın sanatçıların yazılarını daha iyi anlayabileceği

D) Bir kitabın okunup bitirilmesinin, okurca beğenildiği anlamına gelmediği

18. Okumaya başladığımız her kurmaca metnin başında yazarla bir anlaşma imzalıyoruz aslında. Sen anlat, ne olursa olsun inanacağım. Patlayan adamlara da, tepsilerin üstünde savrulan şehirlere de, bir başka gezegendeki hayata da… Yeter ki düşlerini inandırıcı kıl, sahiciliğini kaybetme, benim inancımı da sarsma, diyoruz.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okurların anlatılanlara inanması, anlatılanların

gerçeklik duygusu uyandırmasına bağlıdır.

B) Sanatsal yaratıların başarısı büyük ölçüde onların düşlemsel öğeler içermesinden kaynaklanır.

C) Salt gerçeği anlatan yapıtlar okurları yeterince etkilemez.

D) Yazınsal ürünlerin inandırıcılığı okurların algılama gücüyle ilgilidir.

19. Ben, kendine özgü patikası olmayan yazarları sevmedim hiç. Ama özellikli olmak için zoraki başkaldırı yazıları yazanları değil, kendiliğinden böyle olanları sevdim.

Bu sözleri söyleyenin, yazarlarla ilgili beklentisi nedir?

A) Sanatsal yaratılarda, önemli konuları seçme ve

işleme

B) Başkalarından farklı olarak öteki sanatçılara yol gösterme

C) Var olan biçimleri yeni arayışlarla zenginleştirme

D) Kimseye benzememeyi doğallıkla başarabilme

20. “Yarın”ın olması için “dün”ün olması şart. Bunlar öyle birbirinden ayrılmaz şeyler ki yarın kavgası yapanın dünden haberi yoksa o kişi gölgesini yumrukluyor demektir.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?

A) Geleceğe yönelirken geçmişte yapılanlardan yararlanılmazsa bütün çabalar boşa gider.

B) Bugünle yarın arasında bağ kurmak düşünsel bir sorumluluktur.

C) Geleceğin neler getireceğini ancak sezgileri güçlü insanlar kestirebilir.

D) Bilginin yarar sağlaması, onun düşünülerek kullanılmasına bağlıdır.

21. Yazma eyleminin kimi durumlarda insana acı çektiren bir yanı vardır. Sözgelimi hayatta en sevdiği insanı kaybetmiş birini betimlerken sanki bir suçluluk duygusu uyanır içinizde. Betimlediğiniz insanın gözyaşlarına boğulmuş hali ister istemez sarsar sizi. Hiç yaşamadığınız bir acıyı, yalnızca yazarak hayata imza atmış olursunuz.

Bu parçada yazma eyleminin hangi yönü üzerinde durulmaktadır?

A) Okurların ilgi dünyasının zenginleştirilmesi

B) Yazılanların duyumsanarak anlatılması

C) Acının, hüznün ve sevincin birlikte yansıtılması

D) Başarıya ulaşmanın nesnel bir tutum gerektirmesi

22. Sinema, bence bir ürün ortaya koymanın en zor olduğu alanlardan biri. Bir projenin senaryoya, sonra da sinema filmine dönüşmesi, uzun, zahmetli, pek çok kişiden ve teknolojiden yararlanmayı gerektiren pahalı bir iş. Televizyon dizilerinde de buna benzer yanlar yok değil. Ne var ki hızla yapılan, hemen seyirci karşısına çıkarılan, bir gecede tüketilen bir dizinin tek hedefi, izleyicisini ekran başında tutmak. Sinema filminde önemli olan “özen, yaratıcılık, özgünlük”, televizyon dizilerinde pek de görülmeyen özellikler. Özetlemek gerekirse, —-.

Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) bir sinema filminin üretimi için gerekli olan her

şey televizyon dizilerinin üretimi için de gerekli

B) sinemada “sanatın kuralları”, dizilerdeyse “televizyona özgü kurallar” geçerli

C) televizyon dizilerinin izleyiciyi televizyona bağlamasının nedeni, onlardaki merak öğesinin yarıda kesilmesidir

D) televizyon dizilerinde sinemanın etkileri görülür

23. Çok uzun zamandır tartışılan bu konuda en güzel sözü Milan Kundera söylüyor: “Roman 21. yüzyıla yakışmıyor.” Bence de roman 21. yüzyıla yakışmıyor. Çünkü bu yüzyıldaki insanların yaşam biçimi, ne ağır şeyleri okumaya ne de oturup ağır şeyler yazmaya izin veriyor.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A) Günümüzde romanın öteki yazınsal türler arasındaki yeri nedir?

B) Okurların romandan beklentileri nelerdir?

C) Sizce roman neden artık hiç ilgi görmüyor?

D) Romanı öteki türlerden ayıran özellikler değişti mi?

24. Anılarımı yazmıyorum. Çünkü tanık olduğum birçok şeyi anlatamayacağım. Ölenlerin arkasından düşünce belirtmem, kalp kırmak istemem. Bu, yaradılışıma uygun düşmez. O insanlar, bana güvenmiş, kimi şeyleri anlatmışlar. O hâlde ben niye öyle bir işe girişeyim? Bu düşüncelerimi bilen yakın dostlarımdan biri bir gün: “Sen artık yazamadıklarınla ve söyleyemediklerinle önemlisin.” demişti.

Bu parçadaki altı çizili sözün söylenmesine yol açan durum aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Yanlış anlaşılmaktan ve yorumlanmaktan korkma

B) Yaşadıklarını değil, düşlediklerini yazma

C) İnsanları hep iyi yönleriyle görmeye çalışma

D) Başkalarıyla ilgili özel bilgileri dile getirmekten kaçınma

25. Benim dinlenme yöntemim, kapıyı kapattığımda onun ardında kalanı düşünmemektir. —-. Elimde iş, ev, çocuklar, eş ve onların kilitleri var. Birini kapar, ötekini açarım. Bu benim yaşam kuralımdır.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) Hiçbir zaman işteki sorunu eve, evdeki sorunu

işe taşımam

B) Çevremde olup bitene aldırmamayı ancak bu yaşlarda öğrenebildim

C) Yaşamımda bir tercihte bulunmam gerekirse elbette ki bu, ailem olur

D) İş yaşamımda ekip çalışması yaptığım için böyle bir sorunla karşılaşmıyorum

26. Gün erken doğar baharat kokulu ülkede. İyi ki doğar. Yoksa milyonlarca esmer, kara gözlü insanın yaşadığı ülke nasıl aydınlanır? Kara gözlü insanların, baharat kokulu kentlerindeki çelişkilerse yürek burkucu. Okyanustan gelen esinti bile sokaklara taşan yoksulluğun, derme çatma evlerdeki yaşamın sıkıntısını hafifletmiyor. Muson yağmurları ansızın sizi ter ve sivrisinek sarmalı içinde bırakıyor. Muson yağmurlarıyla yıkanan şehir mi yoksa insanlar mı ayırt edemiyorum, insana değer verilmeyen ve emeğin ucuz olduğu bu ülkede.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak;

I. Yinelemelere başvurulmuştur.

II. Anlatımda tekdüzeliği kırmak için devrik cümleler kullanılmıştır.

III. Sözde soru cümlesine yer verilmiştir.

IV. Karşılaştırmalarla anlatım somutlaştırılmıştır.

V. Anlatıcı, duygularını yansıtmıştır.

verilenlerden hangisi/hangileri yanlıştır?

A) Yalnız V B) I ve II

C) Yalnız IV D) III ve V

27. Kitap fuarları —- kitap alışverişinin yapıldığı yerler —-, aynı zamanda ülkelerin —- tanıtan, birbirleriyle ilişkilerini sağlayan —- noktalarıdır.

Bu cümledeki boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) her zaman – gibi – gelişmişliklerini – birleşme

B) sadece – değil – kültürlerini – buluşma

C) aslında – sanılan – özelliklerini – uygun

D) belirli – olarak – geçmişini – önemli

28. O, bir çırpıda okunacak kadar kısa ama derinliği olan, okurda hiç bitmeyecekmiş gibi bir his uyandıran öyküler yazıyor. Anlatılanlar öylesine canlı ki okur, —-, böylece öykü kişileriyle özdeşleşiyor.

Yukarıda boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) yorum yapamıyor

B) yazmaya özeniyor

C) kendini öykünün içinde buluyor

D) başka öyküleri düşünüyor

29. Yazar, ele aldığı olayın hamurunu, yaratıcılığın teknesinde iyice yoğurmazsa o olay öykü olmaz. Çünkü bir olay ne kadar gerçek ne kadar çarpıcı olursa olsun, yazarının yaratma gücü aracılığıyla yepyeni bir anlatımla, yepyeni bir gerçekle ortaya çıkmalıdır.

Bu parçada geçen “hamurunu yaratıcılığın teknesinde yoğurmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Anlatımını güçlendirmek

B) Yeniden biçimlendirmek

C) Gerçekliği zayıflatmak

D)İnandırıcılığını engelleyen etkenlerden kaçınmak

30. (I) Çeşitli üniversitelerin ve alanın birçok uzmanının katılımıyla ortaya çıkmış bir yapıt bu. (II) Eğitimcilere ve anne-babalara, özel eğitime gereksinimi olan çocuklara nasıl destek olacakları konusunda yardımcı olmak için hazırlanmış. (III) Bu yönüyle kitabın, konuyla ilgili gerekli bilgileri içeren bir rehber olduğu söylenebilir. (IV) Kitabın ilk bölümünde, konuya ilişkin genel bilgiler verilmiş.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde hem amaç hem de içerikten söz edilmektedir?

A) I. B) II. C) III. D) IV.

31. (I) Anadolu’nun birçok yöresinde “göz” sözcüğü su kaynağı anlamında kullanılır. (II) Kırkgözler de onlarca noktadan çıkan bir su kaynağı olduğundan bu adı almış. (III) Bu alan, yüzlerce kuş türüne, binlerce tür bitkiye ev sahipliği yapıyor. (IV) Eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan bu kaynaktan birçok belde ve köyün içme suyu karşılanıyor. (V) Ayrıca binlerce dönüm tarım alanı sulanıyor ve elektrik üretiliyor.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak söylenen;

A) I. cümlede, bir açıklama yapılmıştır.

B) II. cümlede, bir adlandırmayla ilgili açıklama yapılmıştır.

C) III. cümlede, neden belirtilmiştir.

D) IV. cümlede, nesnellik söz konusudur.

E) V. cümlede, önceki cümlede söylenenlere ek bilgi verilmiştir.

verilerden hangisi/hangileri yanlıştır?

A) Yalnız D B) C ve D

C) B ve E D) A ve C