Ozon Tabakasındaki Delik

Ozon Tabakasındaki Delik

Bitkilerin ve canlıların hayatını morötesi ışınlardan koruyan ozon tabakası günümüzde iki yerden delinmiştir: Antarktika’nın üstü ile Kuzey Kutbu’nun üstü ve Avrupa. Eğer Güneş’in yıkıcı ışınları engellenmeseydi, Dünya kızartma gibi olurdu. Bilim adamları uzun zamandan beri sorumluları bilmektedirler: Bunlar bombalarda ve soğuk endüstrilerde kullanılan klorofluor kökenli hidrokarbonlardır. Dünya yüzeyinde ortaya çıkan bu bileşikler yukarı atmosferdeki ozonla reaksiyona giren klor atomları salıverirler. Demokles’in ikinci kılıcı olarak, sera olayının etkisinin artması gezegenimizi tehdit etmektedir. İklim eğrileri gerçekte formel yapıdadırlar: Dünya geçtiğimiz yüzyıldan beri 0.5°C ısınmıştır ve daha fazla ısınma tehlikesi vardır. Araştırmacılar tarafından beklenen açıklama endüstri döneminden beri artış gösteren karbon gazının tutulmasıdır. Endüstri ve ulaşımın sonucu olan karbon gazı atmosfer ve Dünya yüzeyi tarafından yayılan kızılötesi ışınları emer.

İyileşme Devresindeki Ormanlar

70’li yılların başında Alman ormanları hiçbir doğa sebep ile açıklanamayan bir şekilde azalmaya başladılar. Eskiden tepeleri çamlarla kaplı olan kara ormanlarda sadece cılız dallar kalmıştır. Sorumlular kısa zamanda bulundular: Asit yağmurları. Her yıl, dünya endüstrisi atmosfere 200 milyon ton kükürt oksit ve 69 milyon ton azot oksidi atmaktadır. Su ile temas edince bu bileşikler sülfürik asit ve nitrik aside dönüşmektedirler.

Yağmur sulan aşın derecede asitli hale Kuzey Yarımküre’de yağmurun plt’sinin 5.5’i geçtiği çok nadirdir (nötr plt 7’dir). Ormanlar Avrupa’da olduğu kadar Norveç ve Kanada’da da azalmaktadır. Kötü gidişat korkunç bir dazlaklıkla sınırlanmamıştır. Toprağın altında kökler çürür ve bozulma tüm kökü sarar. İki belirtiden özellikle korkulmaktadır: Yaprakların sararması ve tepelerdeki “leylek yuvalarının” dallarının artmasına rağmen artık eskisi kadar çok olmaması.

“Gökyüzü, Bir Örtü Gibi…”

Kışın, ısıl değişimle: haricinde soğuk hava katmanı sıcak hava katmanının altına doğru kayar ve hareketsiz hava bir örtü gibi atmosfer kirliliklerinin üstünde yer alır ve onların doğmasını engeller. Bu, bazen Los Angeles’ın üstüne yerleşen ve solunum rahatsızlıklarına sebep olan meşhur smog’dur. Sera etkisinde (üstte), güne: ışını (san) Dünya’yı ısıtır ve ısının bir kısmım uzaya yollar (kırmızı). Fakat bu ısıl ışın karbon gazı tarafından emilir ve ıs tekrar toprağa döner.

Çevre Kirleticilerin Ertelenmesi

Karar, 1987’de Montreal’deki Dünya Konferansında alınmıştı: Sanayi CFC’leri (kloroflorokarbon) 2000 yılma kadar uzaklaştırılmalıdır. Ne yazık ki, ömürleri yaklaşık yüzyıl sürdüğü için tahrip edici etkileri bir asır daha devam edecektir.

Antartika; Dünyanın Arşivi

Antarktika’da bulunan örnek buzların içindeki hava kabarcıktan karbon gazının yoğunluğunun geçtiğimiz yüzyıldaki sanayi devriminden sonra arttığım

Silinmeyen Ddt

70’li yılların başında meşhur böcek öldürücü DDT’nin yıllık üretimi 300.000 tondu. 1971 yılından sonra toksin özelliklerinden ötürü yasaklandı. Ama bu bileşik uzun ömürlüdür: Hâlâ Antartika’da penguenlerin dokularında karşımıza çıkmaktadır.

Sığırlar Ve Sera Etkisi

Pasifik’teki sığırların dünyamızın iklimi için bir tehdit oluşturduğuna kim inanır? Buna rağmen sığırların bağırsaklarındaki besinlerin fermantasyonu sonucu her yıl 70 milyon ton sera etkisi yaratan metan gazı ortaya çıkar.

Çeltik Tarlaları Ve Sera Etkisi

Su ile kaplı bulunan çeltik tarlalarında ve bataklıkların altında, bakteriler organik maddeleri ayrıştırarak metan gazı üretirler. Bu mikroorganizmalar yılda sera etkisiyle 100 milyon tondan fazla gaz üretirler.

Orman Katliamı

Amazonya, Afrika, Güneydoğu Asya; her yerde, arazi açmak için veya kasıtlı yangınlarla tropikal orman kaybolmaktadır. Gerilemesi yılda yaklaşık 15.7 milyon hertardır; bu da dakikada 30 hektara denktir. Bu tempoyla gezegenimizin yeşil kemeri önümüzdeki yüzyılın ortasına kadar bir hatıra olarak kalacaktır. Batı Afrika kıyısındaki Casamance’dan Zaire Nehri’ne kadar uzanan ormanların yandan fazlası arazi açmak için yok edilmiştir. Dünyanın en büyük cangılı olan Amazonya ise yüzölçümünün dörtte birini, 6 milyon kilometrekareyi, yeni tarım alanları yaratmak için kasıtlı yangınlarla kaybetmiştir. Ormanların tahrip edilmesi bölgedeki iklimlerin değişmesine ve binlerce bitki ile hayvan türünün yok olmasına sebep olmaktadır.

Yeşil Barajlar

Orman kıyımı, tarım bölgelerinin açılması, tek bir ürün yetiştirilmesi çorak olmayan bölgelerde çöllerin gelişmesini sağlamıştır. Buna karşı bazı ülkeler “yeşil barajlar” adını verdikleri çok geniş alanlara erozyon ve toprak kaymasını durdurmak için ağaç diktiler.

Çöllerin Genişlemesi

Sahra yılda ortalama 2 kilometre ilerlemektedir. Ama Sudan’da, 1983-1984 arasında bölgelere göre 50 ila 100 kilometre ilerlemiştir. Toplamda son elli yılda şuurlarına 650.000 kilometrekare toprak katmıştır. Sahra dünyanın en büyük çölüdür. Ama diğer ülkelerdeki çöller de genişlemektedir. Amerikan westernlerindeki efsanevi ovalarda olduğu gibi eski Sovyetler Birliği’nin stepleri de kuraklık izleri göstermektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Teşkilatı’nın programına göre, kuraklaşma bugün toprakların üçte birini ve 850 milyon insanı etkileyecek.

Kirlenen Sular

Civa, kadmiyum, vebaya sebep olan maddeler, kötü otlan yok eden bileşikler tatlı suyun düşmanlarıdır. Aralarından iki tanesi özellikle tehlikelidir: Nitratlar ve fosfatlar. Canlıların yaşaması için zaruri olan fosfat, kullanılan suların içinde fazla olduğu zaman bölgedeki hayvanları ve biteyleri yok eden su yosunlarının artmasına sebep olacaktır. Tarımda kullanılan, azotlu gübrelerde bulunan nitratlara gelince, yeraltı su kaynaklarına sızıp nehirlere varırlar ve musluklarımızdan akan suyun kalitesini tehdit ederler.

Nehirlerden Musluğa

Evlerde ve işyerlerinde kullanmak üzere nehir sularından yararlanılmaktadır. Nehir suları belli bir merkeze nakledilerek burada kimyasal ve bakteriyolojik arıtımdan geçerler. Bu arada suyun miktarına göre belli bir oranda klor da eklenir. Günümüzde nehir suları özel havuzlarda belli filtre sistemleriyle de temizlenmektedir. Suyun içinde bulunan tortular bu filtre sistemlerinden geçirilerek temizlenmekte ve çok iyi bir dezenfektan olan ozonla da su berrak maviliğine kavuşturulmaktadır.

Akan Suyun Kirlenmesi

En çarpıcı olan kirlenmeler en tehlikeli olmak zorunda değildir. Bir kimya fabrikasında çıkan az yangın sonucunda sadece küller kalırsa, 1988’de Fransa’da olduğu gibi binlerce ton artık Loire Nehri’ne döküldüğünde sonuç ciddi ve çarpıcıdır. Ama fabrikalar veya şehirler artıklarını otuz kırk yıl boyunca nehirlere boşaltırlarsa bu bir facia olur, öncelikle de nehirlerin çevresel dengesi için. Akursunun çevresinde yaşayan topluluklar suyun kirletilmemesi için çaba göstermelidirler. Eğer suyu arıtma teknikleri geliştirilse bile, nitratları yok edici fabrikalar hâlâ çok enderdir.

Nitratlar

Genellikle şehir kirliliği ve tarımda azotlu gübrelerin yanlış kullanılması ile sağlık için özellikle de beslenme için ve hamile kadınlar için ciddi tehditler oluşturmaktadır. Eğer nehirler çok kirliyse neden suyu toprağın altında aramıyoruz? Ne yazık ki, gübrelerin kötü kullanımı ve atılması veya dumanlar büyük su alanlarını kirletmiştir. Hollanda ve Fransa’daki çok geniş alanlar nitrattan etkilenmişlerdir. Kirlenme ve yosunların artması akan suyun oksijensizleştirilmesi sonucu oluşmuştur. Yüksek ısı sonucu balıklar soluklan tıkanıp ölüyorlar.

Deniz Kirliliği

Siyah deniz ürünleri, kimyasal kirlilikler, endüstriyel veya tarım atıkları; denizler çok • ciddi saldırılara uğramaktadırlar: Büyük şehirlerde kullanılan suyun %80’i hiçbir işlem yapılmadan kıyılar boyunca dökülmektedir. En çok kirlenen denizler listesinde Kuzey Denizi ve Akdeniz maalesef en üst sırayı almaktadırlar. Her sene sadece Marsilya ve Nice arasında 1 milyon ton hidrokarbür, 120.000 ton mineral yağ, 60.000 ton deterjan, 240.000 ton klor, 100 ton cıva denize dökülmektedir. Avrupa Topluluğu’nun bazı ülkeleri arıtma tesisleri kurmak için çaba göstermesine rağmen Selanik ve Atina herhangi bir önlem almadan atıklarını denize “kusmaktadır.” Kuzey Denizi’ne gelince yüzölçümü ve derinliğinin azlığı nedeniyle kirlilikleri yok edememektedir. Deniz taşımacılığının dünyada en önemli olduğu Kuzey Denizi’ne Avrupa’nın birçok büyük nehri -Ren veya Elbe- gibi dökülür. Kuzey Denizi ayrıca 150 petrol platformundan yayılan hidrokarbürleri de soğurmalıdır.

Tabii Çamurlar

Mekanik veya kimyasal yolla yok etmeyi başaramadıklarımızı bakteriler sindireceklerdir. “Amaco Cadiz’Mn batması esnasında, kilometrekarede 20 ton petrolün etkisini biyolojik olarak zayıflattılar. Mart 1978’in sonuna doğru faciadan iki hafta sonra dökülen 230.000 ton petrolün 90.000 tonunun etkileri biyolojik olarak zayıflatılmıştı. On beş yıl sonra koyun dipleri halen petrolden temizlenemediği için o bölgeye bilim adamlarınca oleofaj bakterileri serpiştirilmiştir.

Denizaltı Çölleri

Şehirlerde kullanılan suyun atılması sonucu oluşan organik kirliliğin etkileri kıyılarda yaşayan tüm organizmalar için felakettir. Toulon şehrinin boşaltma kanalının biriktiği bölgede yapılan araştırmalarda, birkaç yüz hektarlık bölge içindeki denizaltı canlılarının yok olduğu ve kirliliğin 40 metre derinliğe kadar ulaştığı gözlenmiştir. Deniz dibi haritalarında sıkça rastladığımız posidoni çayırlan çok büyük zarar görmüştür. Bu bitkiler özellikle Akdeniz’de bulunmakta olup en üretken ve zengin denizaltı bitki ailesini oluşturmaktadır. Marsilya bölgesinde şehre ait atıkların denize dökülmesi çok daha büyük felaketlere sebep olmuştur.

Mercanların Beyazlaşması

Kirlenmeye karşı çok hassas olmaları sebebi ile mercanlar çok değerli uyarıcılardır. Sığ kayalıklarda yaşayan mercanlar dokularında bulundurdukları tek hücreli yosunlar sayesinde kirlenmeye karşı renklerini kaybederler. Bu beyazlama çok fazla sıcaklık değişikliklerinde de görülür. Böylelikle belki de mercanlar gezegenimizin aşın ısınması halinde ilk alarmı vereceklerdir.