Megalitler

Megalitler

Batı Avrupa’da, İspanya’nın güneyinden İskandinavya’ya ve İngiltere adalarından Güney İtalya’ya kadar görülen megalit adı verilen büyük taşlardan yapılmış anıtlar Neolitik Çağ’a tarihlenir.

“Megalit” terimi (Yunanca mega, “büyük” ve lithos, “taş”) aynı zamanda, büyük döşeme

taşları ya da kuru taşlar (çimentosuz birleştirilen küçük taşlar) için de kullanılır. Benzer biçimde megalitler, neyi simgelediğini pek bilmediğimiz menliklerde de (boyları 1-12 metre arasında değişen, gruplar halinde ya da tek tek dikilmiş, işlenmiş taşlar) kullanılmıştır. Kromleklerin (menliklerden oluşan daireler) ve bunların sıralanmasının, gökyüzünü izleyebilmek için gözlemevi işlevi gördüğü sanılmaktadır.

Dolmenler, mezar anıtlarıdır. Temellerinin yanı sıra özellikle seramikten ve taştan yapılmış nesnelerin sunulduğu sunaklar da bulunmuştur. Baraenez’in planında görüldüğü gibi, daire ya da çeşitli biçimlerde olabilen mezar odası ile giriş koridoru, yapının merkezini oluşturur. Dolmenler, taş (kurgan) ya da toprak (tümülüs) yığınlarıyla aynı sınıfa sokulur. Örneğin, Newgrange’deki (İrlanda) tümülüsün çapı 80 metre, mezar odasının uzunluğu 25 metredir. Uzun zaman megalitlerin Mısır piramitlerinin (3. bin) ve Yunanistan’daki Miken mezarlarının (2. binin ortası) esin kaynağı olduğu düşünülmüştür. Ancak 1960’lardan başlayarak bunlar ilk anıtsal mimarlığın kanıtlan olarak kabul edilmiştir. İçlerinde en eskileri 4000 dolayına tarihlenmektedir.

Neolitik Çağ insanları ölülerini, önceleri toprağa açılmış tek tek çukurlara gömmüşlerdir. 3. binden başlayarak da yüzlerce ceset toplu mezarlara konulmuştur.

Genellikle,boş bir alana ya da tarların açılmış ormanlık, yüksek bölgelere dikilmiş olan bu megalitler uzaktan kolaylıkla görülebilir, Üzerinde yükseldikleri toprağa egemen gibidirler. Yerleştirilme biçimlerinin, bir köylü toplumunu kontrol eden alanı belirttiği düşünülür. Kuşkusuz burada, aynı topluluğun inançlı kişilerinin kendi içlerinde gruplara ayrıldığı, sadece üst düzeyde olanlar için *j mezarların yapıldığı bir Ortaçağ kentinin varlığını uzaklardan belirten katedraller akla gelir. Genellikle bir megalitin içinde kaç kişinin toprağa verildiğini saptamak güçtür, ancak Newgrange’de bu sayının dört ya da beşi bulduğu bilinmektedir.

Köylerde hiçbir ev ne yüksekliği ne de donanımı ile birbirinden farklı değildir. Benzer biçimde, megalit mezarlarda bulunan mezar eşyaları da ölünün zenginliğini ortaya koymaz. Sanki diğerlerinden daha zengin insanlar yokmuş gibidir. Öyleyse, içinde yaşadıkları toplumun ölümlerine farklı baktığı bu insanlar kimdi? Bilmece hâlâ çözülmüş değildir, Ancak varsayımlar öne sürülebilmektedir. Bu megaliti yapabilen bu insanların gerçek bir teknik uzmanlıkları olmalıdır. Öte yandan, böylesine önemli bie el emeğini bir araya getirmek ve yönetmek için manevi ve ruhsal bir otoriteye sahip olmaları da gerekir. Megalitlere bu işlevi kazandıran yetenek ve saygınlık, megalitlere gömülen kişilerde bu özelliklerin olduğunu düşündürmektedir.