Körfez Savaşnın Ardından

Körfez Savaşı’ Ardından

Körfez krizinin ortasında, Aralık 1990 BM Güvenlik Konseyi İsrail-Arap anlaşmazlığıyla ilgili uluslararası bir toplantının yapılması yönünde karar aldı. Kuveyt’in Irak tarafından işgaliyle 1967’de fethedilen toprakların İsrail tarafından işgali arasındaki bağlantıyla ilgili tartışmalar ve soruna çözüm bulmak için Amerika’nın açıkça ortaya koyduğu kararlı tutumu sonucunda Filistinliler İsrail’le görüşmelere başlamayı kabul etti. ABD’nin Dışişleri Bakam James Baker hemen Ortadoğu’ya gönderildi. Görüşmelere pek gönüllü olmayan İsrail Başbakanı Izak Şamir de, Suriye’nin doğrudan İsrail’le bir araya gelmeyi kabul etmesinden sonra görüşmelere evet demek zorunda kaldı.

Haziran 1992’de yapılan seçimler sonunda İzak Şamir başkanlığındaki Likud Cephesi muhalefete düştü: İşçi Partisi (sol) meclisteki 120 sandalyeden 44’ünü elde etti. Yeni Başbakan İzak Rabin, Batı Şeria ve Gazze’de bir yıldan kısa bir süre içinde özerk bir yönetimin kurulmasıyla ilgili olarak Filistinlilerle bir anlaşmaya varmaya kararlı olduğunu açıkladı. Ancak bir Filistin devletinin kurulmasına ve FKÖ ile doğrudan görüşmelere karşıydı. Rabin hiç kuşkusuz işgal altındaki topraklarda yeni yerleşim yerlerinin kurulmasını donduran İzak Şamir’in bu olumsuz tutumu karşısında yeni göçmenleri kabul edebilmesi için İsrail’e gerekli olan 10 milyar dolar borç vermeyi reddeden Amerikalıları yumuşatmak için gerekli çabayı gösterecekti.

İşgal Altındaki Topraklar

İşgal altındaki toprakların yerleşime açılması 1991 yılında hız kazandı. İsrail Hükümeti şartlı olarak Madrid Konferansı’na katılmayı kabul ettikten iki gün sonra da Batı Şeria’da bir yerleşim birirninin kurulmasına izin verdi. Batı Şeria ve Gazze’de 1991 yılında yapılan konutlar İsrail’deki toplam inşaat sayısının, %10’unu oluşturuyor, oysa 1990’da bu oran %4’tü.

Filistin İktidarının Yeniden Oluşturulması

İşgal altındaki topraklarda beş yıl süren ayaklanmadan sonra 1988’de Cezayir’de toplanan Ulusal Filistin Konseyi tarafından Filistin Devleti’nin kurulduğunun ilan edilmesi ve Madrid Konferansı’nın başlaması Filistin siyasal güçlerinin de yeniden oluşturulmasına neden oldu. İntifadayla birlikte halk o güne kadar dışarıdaki Filistinli mercilere bırakılmış olan siyasal inisiyatifi geri aldı. Birleşik Ulusal Komutanlık, işbirliği yaptıklarından şüphelenilen Filistinlilerin dışlanmasını engelleyecek güçte görünmezken FKÖ intifadayı İslamcı muhaliflere bırakmanın tehlikesini küçümsedi gibi görünüyor. Görüşmeler hiçbir ilerleme göstermese de bu yeni “iç” liderler kuşağı FKO’nün bugünkü başkam Yaser Arafat’ın (yukarıda) yerini bir başkasının almaşım hızlandırmada önemli bir rol oynayabilirler.