Kelimede Anlam Konu Anlatımı

Anlamı olan en küçük ses birliğine sözcük denir. Sözcükler cümleyi oluşturan unsurlardır. Sözcükler kendi başlarına anlamlı olmakla birlikte cümlede de anlam kazanır ve bu nedenle de değişik anlamlarda kullanılabilir. Şimdi bu anlamları görelim.

GERÇEK ANLAMLI SÖZCÜKLER

Bir sözcüğün cümle içinde kullanılmadan tek başınayken kazandığı anlama gerçek anlam denir. Sözcük cümlede kullanıldığında tek başınayken kazandığı anlamı cümlede de devam ettirirse o sözcük cümlede gerçek anlamlı kullanılmış olur.

[alert-note]Ağacın dalı şiddetli fırtına sebebiyle kırılmıştı.[/alert-note]

[alert-success]“kırılmıştı” sözcüğü cümlede “bir veya birçok parçaya ayrılmak” anlamında kullanılmıştır. “kırılmak” sözcüğü tek başınayken de bu anlamı taşıdığı için cümlede de gerçek anlamlı kullanılmıştır.[/alert-success]

[alert-note]Soğuk havalarda kendinize dikkat edin.[/alert-note]

[alert-success]“soğuk” sözcüğü cümlede “ısısı düşük olan, sıcak karşıtı” anlamında kullanılmıştır. “soğuk” sözcüğü tek başınayken de bu anlamı taşıdığı için cümlede de gerçek anlamlı kullanılmıştır.[/alert-success]

MECAZ ANLAMLI SÖZCÜKLER

Sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir.

Sözcüğün mecaz anlam kazanabilmesi için onu cümle içinde kullanmalıyız. Sözcük tek başına kullanıldığında daima gerçek anlamlıdır.

[alert-note]O bana her zaman soğuk davranıyordu.[/alert-note]

[alert-success]“soğuk” sözcüğünün cümle dışında tek başına kazandığı anlam “ısısı düşük olan, sıcak karşıtı”dır. Fakat yukarıdaki cümlede “içten olmayan, ilgisiz” anlamında kullanılmıştır. Gördüğümüz gibi “soğuk” sözcüğü cümlede tek başı- nayken kazandığı anlamdan farklı bir anlam kazanmıştır. Mecaz anlamlıdır, diyebiliriz.[/alert-success]

[alert-note]O evine bağlı bir çocuktur.[/alert-note]

[alert-success]“bağlı” sözcüğünün cümle dışında tek başına kazandığı anlam “bir bağ ile tutturulmuş olan”dır. Fakat yukarıdaki cümlede “Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun” anlamında kullanılmıştır. Gördüğümüz gibi “bağlı” sözcü- ğü cümlede tek başınayken kazandığı anlamdan farklı bir anlam kazanmıştır. Mecaz anlamlıdır, diyebiliriz.[/alert-success]

TERİM ANLAMLI SÖZCÜKLER

Birtakım bilim, meslek, sanat dallarıyla ilgili olarak kullanılan sözcüklere terim anlamlı sözcükler denir. Bir sözcüğün terim anlamlı olup olmadığı kullanıldığı cümlede anlaşılabilir.

  • Matematikte kullanılan açı, üçgen, karekök…
  • Edebiyatta kullanılan öykü, ölçü, kafiye, dize…
  • Sosyal bilgilerde kullanılan iklim, ölçek, eş yükselti…
  • Fen bilgisinde kullanılan hücre, soymuk boruları, sindirim sistemi, sinir… sözcükleri terimdir. Çünkü bunlar yukarıda adı geçen alanlar ile ilgili özel anlamı olan sözcüklerdir.

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

Sözcükler kendi aralarında eş anlamlılık (anlamdaş), eş seslilik (sesteş) ve zıt (karşıt) anlamlılık olmak üzere üç farklı anlam ilişkisine sahiptirler.

Eş Anlamlılık (Anlamdaş)

Yazılışları ve okunuşları birbirinden farklı olan ama anlamları aynı ya da yakın olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcük denir.

[alert-note]Dün gördüğüm düş aklımdan hiç çıkmıyor. cümlesinde “düş” sözcüğü “rüya” sözcüğü ile aynı anlama gelmektedir.[/alert-note]

[alert-note]Dün gelen misafirlerin hiçbirini ben tanımıyorum. cümlesinde geçen “misafir” sözcüğü “konuk” sözcüğü ile aynı anlama gelmektedir. Buna göre “misafir” ile “konuk” eş anlamlı (anlamdaş) sözcüklerdir.[/alert-note]

Slayt1

Eş Seslilik (Sesteş)

Yazılış ve okunuşları birbirleriyle tamamen aynı, anlamları ise birbirlerinden tamamen farklı sözcüklere eş sesli (sesteş) denir. Sözcüğün eş sesli olabilmesi için sözcüğün iki farklı gerçek anlamı olması gereklidir.

[alert-note]Al bayrağımız göklerde nazlı nazlı dalgalanıyor. Cümlesindeki “al” sözcüğü “kırmızı renk” anlamında kullanılmıştır.

Akşam gelirken iki ekmek al. Cümlesindeki “al” sözcüğü ise “satın almak” anlamında kullanılmıştır. Örnek cümlelerdeki “al” sözcükleri yazılış bakımından aynı fakat anlam bakımından birbirlerinden tamamıyla farklı anlamda kullanılmıştır. Yani “al” sözcüğü iki farklı cümlede iki gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Açıklamalara göre “al” sözcüğü sesteş (eş sesli)dir.[/alert-note]

Slayt2

Zıt (Karşıt) Anlamlılık

Anlam bakımından birbirinin tam tersi (karşıtı) olan sözcüklere zıt (karşıt) anlamlı sözcükler denir.

[alert-note]“Ziyaretçiler odalara geldikçe kahkahalar çoğalır.” cümlesinde geçen “çoğalır” sözcüğünün zıt (karşıt) anlamlısı “azalmak”tır. “Bizim sınıfın futbol takımı çok güçlüydü.” cümlesinde geçen “güçlü” sözcüğüyle “Rakip takımlar çok zayıftı.” cümlesinde “zayıf” sözcüğü “güçlü”nün tam karşıtı olan anlamları ifade ettiği için zıt (karşıt) anlamlı sözcüklerdir.[/alert-note]

Slayt3

DOLAYLAMA

Bir sözcüğü birden fazla sözcükle ifade etmeye dolaylama denir. Dolaylamaların temelinde halkın benimsemesi vardır. Örneğin bizler nasıl oluştuğuna pek bakmadan “aslan” için “ormanların kralı” deriz. Çünkü insanlar arasında bu, öyle benimsenmiş, kabul görmüştür.

  • Kaleci: File bekçisi
  • Turizm: Bacasız sanayi
  • Kömür: Kara elmas…

YANSIMA SÖZCÜKLER

Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma denir.

“Suyun şırıltısı insanı dinlendirir.” “Kedinin acı miyavlaması ile uyandım.” “Şu cızırtıyı durdurun artık.” cümlelerindeki altı çizil sözcükler birer yansımadır. Çünkü bu sesleri biz doğada duyuyoruz.

İKİLEME

Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeklerine ikileme denir.

İkilemeler aynı sözcüğün tekrarıyla, yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.

[alert-note]“Adam acı acı güldü.” cümlesinde ikileme aynı sözcüğün tekrarı ile, “Yalan yanlış sözlerle bizi oyalamışlardı.” cümlesinde yakın anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile, “Gece gündüz çalışıyordu.” cümlesinde karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile, “Lütfen saçma sapan konuşma.” cümlesinde ikileme biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerin birlikte kullanılması ile oluşmuştur.[/alert-note]

AD AKTARMASI

Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün, başka bir sözün yerine kullanılmasına ad aktarması denir.

[alert-note]“Seni şirketten aradılar.” cümlesinde “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir.

“Ben ortaokulda Akif’i çok okudum.” cümlesinde “Akif” sözü ile Mehmet Akif’in şiirleri kastedilmiştir.

“Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.” cümlesinde “sınıf” sözcüğünde ad aktarması vardır. Bu cümlede “sınıf” ile anlatılmak isten “öğrenciler”dir. Dış söylenerek iç kastedilmiştir.

“Batı teknolojide bizden ileridir.” “Türkiye sizinle gurur duyuyor.” “Soba yanınca oda ısındı.” cümlelerindeki altı çizili sözcüklerde ad aktarması söz konusudur.[/alert-note]

SÖZCÜKLERİN FARKLI ANLAMLARI

Sözcükler kullanıldıkları cümlelere göre farklı anlamlar kazanabilir. Bu sebepten sözlükten bir sözcüğün anlamını aramaya çalıştığımızda sözcüğün birden fazla anlamına rastlarız.

[alert-note]Kesinlikle treni kaçırmıştır.

Cümlesinde “kaçırmak” sözcüğü “bir işi belirlenen zamanda yapmamak” anlamında kullanılmıştır. Bu sözcük, farklı cümlelerde, farklı anlamlarda kullanılabilir.

Satıcı kaba davranışlarıyla tüm müşterileri kaçırıyordu.

(Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak)

Çok gevşek tuttuğu için elindeki kediyi kaçırdı.

(Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek)

Yemek yerken fazla kaçırmamaya dikkat ederdi.

(Ölçüyü, sınırı aşmak, fazla- sına gitmek)

Vaktinde harekete geçmeyince fırsatı kaçırdı.

(Yararlanamamak, bir daha ele geçmemek üzere yitirmek)

Ocak gaz kaçırıyor, dikkatli olun.

(Sızdırmak)[/alert-note]

[alert-note]“Gelecekte de seni bu hazineden yoksun etmek isteyecek yurt içi ve yurt dışı düşmanların olacaktır.”

Cümlesinde “olacaktır” sözcüğü “bulunmak” anlamında kullanılmıştır. Bu sözcük farklı cümlelerde, farklı anlamlarda kullanılabilir.

Üzümler daha olmadı, size karpuz verelim.

(Yetişmek, olgunlaşmak)

Yemek oldu, haydi sofraya.

(Hazırlanmak, hazır duruma gelmek)

İki gün oldu, hala haber alamadık. (Geçmek, tamamlanmak)[/alert-note]