İşçi Sınıfının Doğuşu

İşçi Sınıfının Doğuşu

Büyük endüstrinin gelişimi, sanatçılar ve eski mesleklerin çalışanlarından farklı bir işçi sınıfı oluşmasını da beraberinde getirdi. Bu işçiler proleterler olarak adlandırıldı, çünkü bir ücrete karşılık emeklerini satıyorlardı. 19. yüzyılın sonuna kadar, Fransa ve Almanya’daki emekçi sınıflarının ortasında azınlık oluşturdu.

Proletaryanın birbirlerine bağlılığı: makinelerden tamamıyla bağımsız imalathanelerde veya maden yataklarında ve bu tip işyerlerinde yoğunlaşmalarından ileri geliyordu. Böylece, işçiler yavaş yavaş, bulundukları durumun ve işletmelerinin bilincine vardı. Çalışmanın güçlüğü, her şeyden önce sürenin uzunluğundan geliyordu: 1850’den önce, günde on beş saat fabrikada bulunuluyordu, gerçek çalışma saati on üç ila on dört saatti. Fransa’da, 1906’da çıkan yasa ile günlük çalışma süresi on saatle sınırlandı ve pazar günü haftalık dinlenme günü olarak seçildi, ama hiçbir ücretli izin yoktu. Metalürjide, harcanan fizik güç bitkin düşürücüydü ve elle yapılan bazı işler tehlikeliydi. Tekstil alanında, sürekli olarak yinelenen aynı hareketler ve makinelere bağlı olarak bu tekrarın ritminin yüksek oluşu, bunaltıcıydı. Fabrikalardaki kurallar fazla sertti ve dinlenmeye olanak sağlamıyordu.

İş Kazaları

Fabrikalarda her çeşit iş kazası meydana geliyordu: Buharlı bir makinenin patlaması, bir uzvun -kol veya bacak- bir makineye kaptırılması vb. Örgü veya temizlik gibi meslekler, kız çocuklarına ayrılmıştı. Metalürji, maruz kalınan yanıklar nedeniyle tehlikeliydi. Bu kaza risklerine, mesleki hastalıktan da eklemek gerekiyordu: Silis tozlarının yutulmasının neden olduğu silikoz, havada bulunan tekstil veya metal tozlarına bağlı olarak gelişen tüberküloz. Önlem alınmadan kullanılan^ bazı ürünler ve bazı maddeler –döküm işçilerinde kurşun zehirlenmesi- sağlığı ağır ölçüde bozmaktaydı: Hiçbir kanun, işçileri iş risklerine karşı korumuyordu.

Köylerde veya zanaatta çocuklar her zaman çalışırdı. Küçük Savoie’lı çocuklar sıklıkla baca temizleyiciliği yapıyordu ama fabrikada çalışmak daha yorucuydu. 1841 yılında, Fransız yasaları 8 yaşın, 1874 yılında ise 12 yaşın altındaki çocukların çalışmasını yasakladı. Okulların zorunlu olması, bu kanunun uygulanmasına olanak sağladı. Kadınların özellikle, makinelerin ne fizik gücü ne de niteliğe ihtiyaç bırakmadığı tekstil alanında çalışıyordu. Kadınlar, erkeklerin yarısı kadar maaş alıyordu.

İşsizlik

Bir işçinin hayatında sürekli olarak var olan bir riskti. İşlerin yavaşladığı dönemlerde, bu yavaşlama sezonluk bile olsa, iş sahipleri işçileri herhangi bir tazminat ödemeden sokağa atıyordu. Hak istenmesi veya greve gidilmesi durumunda, işçileri kovması veya işyerini kapatması da mümkündü: Bu lokavttı, İşsizlik, sefillik anlamına geliyordu. Maaşlar, işçilerin para biriktirmesine olanak sağlayamayacak kadar düşüktü. Sadakalara başvurmaktan başka yol kalmıyordu. Kanunlar onaylanmadan önce, bir kaza meydana geldiğinde de durum aynıydı.

İşçi Hareketleri

Ağır sanayinin güçlenmesiyle -İngiltere’de 1840’tan, Fransa, Almanya’da 1860’tan ve Rusya’da 1890’dan itibaren- işçilerin, daha iyi ücret veya çalışma koşullan elde etmek için giriştikleri etkinlikler gelişti. Mesleki dayanışmanın temeli olan sendikaların organizasyonu daha sonra geldi. Grev hakkının yasallaşmasına rağmen -İngiltere’de 1824, Fransa’da 1864 ve Almanya’da 1871 yılında-polis veya ordu grevcilerin üzerine gönderildi. 1914’ten önce, Avrupa’da, patronların sendikalarla görüşmeler yapmasına pek sık rastlanmazdı.

Sendikacılık

Fransa’da çok geç doğdu. 1864 kanunu grev hakkını ve 1884 kanunu sendika hakkını, yani işçilerin kendi çıkarlarını korumak için sürekli bir birlik oluşturmaları hakkını veriyordu. Organize olan ilk meslekler, tipograflar gibi, geleneksel meslekler veya elit işçi sınıfı idi. Yüzyılın sonunda, işçiler, bazen tüm meslekleri kapsayan yöresel birlikler -iş burstan- bazen mesleki birlikler -federasyonlar- olarak gruplaştı. 1895 yılında oluşturulan Genel Çalışma Konfederasyonu her ikisini de birleştiriyordu. 20. yüzyılın başında, büyük işçi davası olan, işçinin bir aile yaşamı sürmesi için zaman sahibi olmasına yönelik olarak sekiz saat çalışması ortaya çıktı. Bu kanun, Fransa’da 1919 yılında oylandı. Daha önce endüstrileşmiş olan İngiltere, 19. yüzyılın ilk yansından itibaren sendikacılığı tanıdı. Bu dönemde, işçi sendikası kalifiye işçileri birleştiriyordu. 1875 yılından sonra, bu sendikaya, daha çok hak istenmesi gereken mesleklere mensup kalifiye olmayan işçiler de alındı. Sendika temsilcileri, 1868 yılında, İşçi Sendikaları Kongresi’nde bir araya geldi.

19. yüzyıl başında, grev güç denemesiydi. Haftalarca sürebiliyordu ve bu, işçiler için sefalet dönemi oluyordu. Sanayiciler genellikle, 1870 yılında Creusot’da olduğu gibi (aşağıda) işyerini istila ediyordu. 1 Mayıs 1891 tarihinde, Fourmies’de, askeri birlik barışçıl bir gösteride ateş etti ve olay dokuz kişinin ölümüyle sonuçlandı.