Gevşek Öğretmenliğin Kıstası

Sabah gazetesinin bir yazarı öğretmenlerin cumhuriyet tarihinin en gevşek öğretmenleri olarak tanımlamış. Gerekçesi ise ÖABT’deki net ortalamaları…

Eğitimle ilgili yazan çizen hemen herkes ipin ucunu öğretmene bağlayıp öğretmeni eleştirmektedir. Bunu bazen ben de yapıyorum. Ancak bunu yaparken, eğitim alanına bütüncül bakmak gerekir.

Ders kitaplarının niteliksiz hazırlanması, Eğitim fakülteleri ve akademisyenlerin çağcıllığı yerine hala kırk elli yıl öncesinin eğitim mantığında devam eden eğitimcilikleri,

Okulların fiziksel olumsuzlukları,

Kalabalık sınıflar ve bazı bölgelerdeki öğretmen azlığı,

Eğitim programlarının katılığı,

Merkezi sınav sistemlerinin öğrencileri yarıştırması,

gibi nedenlerin oluşturduğu sorunsal, ülke eğitimini nitelikten yoksun olmasına yol açtığı gibi öğretmenlerini de kendini güncellemekten, geliştirmekten alıkoyduğu durumlar oluşturmuştur.

Günümüz öğretmenin gevşekliğinden çok yöntem ve içerik yanlışlığı var diyelim. Yoksa emek veren, kafa yoran, kendinden eksiltip okula/öğrenciye ekleyen öğretmen sayısı oldukça fazla…

Gelelim Sabah yazarının “gevşeklik kıstası”na.

ÖABT test ortalamaları.

Yediden yetmişe hemen herkes merkezi ve tek tip sınavları eleştirmektedir. Peki ÖABT de bir merkezi sınav değil midir?

Farklı tarzı, düşünüşü, sunum yeteneği, eğitsel özerkliği olan öğretmenleri salt kendi alanındaki birkaç ezber konuyla ölcüp sıraya koymak ve ezberi iyi olanları hadi sen iyi öğretmensin başla göreve demek ne kadar nesnel bir niteliktir?

Ya da en başa gidip sen 4 yıllık eğitim sonunda öğretmen olarak yetiştirdiğin insanları öğretmen olarak atamak tekrar sınava alman senin dört yıllık eğitim sürecinin yerine getirirliliğini sordurmaz mı?

Veyahut ÖABT dediğin sınav sadace ve sadece ders okula gideceğin akşamında ufak bir tekrarla sınıfta kısa bir sürede sunabileceğin şeylerken neden sanki her şeyin başı gibi sınav içeriğine sokuyorsun? Bu durumda öğretmen sosyal, bilişsel, psikolojik hazırbulunmuşluğunu ölçmen de gerek miyor mu?

Ve ÖABT test ortalaması sorunu:

Türkiyenin en büyük problemlerinden biri olan durum da şu ki eğitsel süreçleri, girdileri, çıktıları, işleyişleri, akımları bilmeyen kişilerin eğitim hakkında kesin konuşmlar yapması. Bu durum, yazarın veri olarak kullandığı istatistiğini sorunlu olmasına neden olmuştur.

Yazar burada test ortalamalarını vermiştir. Oysa ki ortalama tüm adayların sınav sonucuyla ilgili bir istatistiktir, atanıp göreve başlayanların değil!

Örneğin Sosyal Bilgiler öğretmenliğinde sınava aday sayısı 23.749 ve bunların ortalaması ise 50 üzerinden 29 net. MEB’in 2017 Temmuz’da atadığı Sosyal Bilgiler öğretmeni ise sadece379 kişi… Bu da şu anlama geliyor ki Sosyal Bilgiler’de atanan adayların hemen hepsi aslında 50 nete yakın yapan adaylar… Yani ÖSYM’nin en iyi Sosyal Bilgiler Öğretmeni hangisidir diye yaptığı sınavda hemen hemen tüm soruları doğru yapanlar atanmıştır. Bu istatistik atama sayısı çok olan birkaç branş dışında hemen hemen tüm branşlarda atanan adaylar neredeyse soruların hepsini doğru cevaplamıştır.

Şimdi durum bu olunca öğretmenler gevşek olmuyor mu?

Yazara göre artık olmamalı çünkü hepsi neredeyse ful yapıyor!

Ama sorun ful yapıp yapmama meselesi değil!

Ful yapılsa yıllardır değinilen sorunlar ortadan mı kalkacak?

Hayır çünkü zaten hemen hemen ful yapanlar öğretmen olarak göreve başlıyor.

O zaman sorun ful ya da dip değil, zihniyet ve bununla ilintili olarak ortaya çıkan sorun yumakları.

Test mantığı, merkezi sınavların yapılış sorunu, fiziki ve programsal sorunlar vs..

Ve belki de en büyük sorun testle gelen öğretmenin testle öğrenci yetiştirmesi!

Aydın MERAL
1 EKim 2017