Deneme Örnekleri

Hepimiz günlük hayatta istediğimiz bir konuda duygu, düşünce ve görüşlerimizi paylaşmaya ihtiyaç duyarız. Bunu yazılı olarak, kesin yargılara dayanmadan samimi bir üslupla yerine getirdiğimiz zaman deneme yazmış oluruz. Bu türün üstadı Montaigne’nin de dediği gibi: “ Eğer elimde olsaydı her şeyi daha açık anlatırdım. Bu kitapta hiçbir kanıt çabam yoktur. Size beni anlatıyorum. Bana hak vermenizi ya da yargılamanızı beklemiyorum.” Okul hayatında da yoğun olarak karşımıza çıkan deneme örnekleri sitemizde hizmetinize sunuluyor. Her Okul hayatında da yoğun olarak karşımıza çıkan deneme örnekleri sitemizde hizmetinize sunuluyor.

Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı “denemeci” olan yazar sayısı oldukça azdır.

  • Nurullah Ataç (1898-1957),
  • Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973),
  • Suut Kemal Yetkin (1903-1980),
  • Mehmet Kaplan (1915-1986),
  • Nurettin Topçu (1909-1975),
  • Salah Birsel (1919 ),
  • Vedat Günyol (1912 ),
  • Enis Batur (1952 ),
  • Cemil Meriç (19171987),
  • Mehmet Salihoğlu (1922 ),
  • Uğur Kökden (1934 ),
  • Nermi Uygur (1925 ) bunlardan birkaçıdır.

KÜRK

Nereden geldiği ve nasıl başladığı meçhul bir kürk modası, İstanbul’un hemen bütün kadın tabakalarına yayıldı.

Bu moda, dedelerimizin ve ninelerimizin bildiğimiz kürkünü çevirip sırta geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri cüsseli bir hayvana benzemek tuhaflığından ibarettir.

Bu moda, o kadar yayılmış ki, şimdi kastor mantosu olmayan hanımın, hiç olmazsa kedi veya fare derisinden bir kürkü olması gerekiyor.

Tırnaklarını uzatıp sivriten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki insandan başka bir hayvana benzemek için uğraşıyor. Kadınlarda bu insan şeklinden uzaklaşma meylinin sebepleri ne olsa gerek?

Ahmet Haşim
Bize Göre

Kendine Acındırmak

Kendimi kaptırmamaya çalıştığım çocukça, yakışıksız bir huyumuz vardır: Dertlerimizle dostlarımızı acındırmak, kendimize vah vah dedirtmek. Başımıza gelenleri büyütür, şişirir, karşımızdakiııi ağlatmak isteriz, neredeyse. Başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü överiz, ama soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler mi darılır, kızarız. Dertlerimizi anlamaları yetmez, yanıp yakınmalarını isteriz. Oysa ki insan sevincini büyülterek anlatmalı, üzüntülerini kısaltarak. Kendine yok yere açındıran, gerçekten dertli olunca acmmamayı hak eder. Durmadan vahlanan kimse vahlanılmaz olur. Kendini canlı iken ölü göstereni ölü iken canlı görebilir herkes. Öylelerini gördüm ki, eş dost kendilerini gürbüz, keyifli görecek diye ödleri kopar, iyileşmiş sanılmamak için gülmelerini tutarlardı. Sağlık, kimseyi açındırmadığı için, nefret ettikleri bir şey olurdu. İşin tuhafı, bu gördüğüm kimseler kadın da değildi.

Montaigne
Denemeler

Baş Parmak

İnsanın en asil uzvu hangisidir, diye sorsalar, hepimizin vereceği cevap budur: Beyin! Hâlbuki, beyinden daha yüksek ve hatta insanı diğer yaratıklardan ayıran ve onu bütün hayvanlara nazaran üstün bir konuma çıkaran beyin değil, sadece elinin baş parmağı imiş. Baş parmağın diğer parmaklarla birleşip iş görebilecek bir durumda olmasıdır ki insana asırlar üzerinde üstünlük imkânı veriyor. Bunu söyleyen tabiat tarihidir.

Doğrusu birçok hayvanların parmakları yoktur, parmakları oluşmuş olanlarda ise baş parmak, insanda olduğu gibi elin diğer parmaklarıyla uyuşmadığından, faydalı bir iş görecek durumda değildir.

İlk insan, zekâsıyla değil, sırf elinin biçimi sayesinde taştan bir balta imal etmeyi başararak ağaç dallarını kesmiş ve mağara dışında, güneş ve sema altında, ilk mimari eseri meydana getirebilmiştir. İnsan medeniyetine başlayan, çekici ve testereyi tutan ilk eldir. Dağda, çölde ve ormanda hayvan olarak kalan yaratıkların tamamı baş parmaklarım kullanamadıkları için şehirler kuramamış, evler inşa edememiş ve neticede bir medeniyet kurmayı başaramamıştır.

Baş parmak, insan medeniyetinin yarısını vücuda getirdikten sonradır ki beyin, kemik koruyucusunun içinde doğal uykusundan silkinerek konuşmaya başlamış ve belki insan işlerine müdahalesi, faydadan çok zarar vermiştir.

Akim baş parmağa nazaran esaret veya galibiyetine göre medeniyet ilerlemiş veya gerilemiştir. Bütün taş ve demir sanayii baş parmağın, felsefe ve edebiyat gibi faydasız hünerler de zekânın eseridir. Orta çağı akıl, bugünkü Amerika’yı ise baş parmak yapmıştır.

Bizde de baş parmağın akla ve ukalalığa galebe çalmasını temenni etmek hepimizin kutsal bir görevi olmalı.

Ahmet Haşim
Bize Göre

Kimler Neler Demiş?

avatar
Resim ya da fotoğraf ekleyiniz.
 
 
 
 
 
Video ya da ses ekleyiniz.
 
 
 
 
 
Doküman ekleyiniz.
 
 
 
 
 
  Abonelik  
Bildir