Bellek Yitimleri

Bellek Yitimleri

Belleğin zayıflaması ya da bütünüyle ortadan kalkması.

Bellek yitimi doğuştan ya da sonradan edinilmiş, geçici ya da sürekli olabilir. Toptan bellek yitiminde, daha önceki bütün olaylar (anımsamayla ilgili bellek yitimi), kısmi bellek yi-tinündeyse, bazı olaylar anımsana-maz.

Bu tanım, bellek yitimini, “unutmamdan ayırt etmeyi sağlar, Belleğin her şeyi saklaması olanaksız olduğuna göre, unutma normal bir olgudur ve belirli içeriklere üişkindir. Buna karşılık bellek yitimi, bir hastalık du-

rumudur ve belleğin belli bir kesimi-niügüendirir. BeUekyitimikonusun-da günümüzdeki en iyi bölümleme, Jean Delay’nin çalışmalarına ve du-yum-hareket belleği (duyumlara ve hareketlere ilişkin bellek) ile bireyin geçmişi aracılığıyla kendini bir küme içine yerleştirmesini sağlayan toplumsal bellek arasında yaptığı ayrıma dayanır.

Duyum-Hareket Belleği Yitimleri

Bir nesneyi gerektiği gibi algılayan, en küçük ayrıntılarına kadar betimleyen, ama bu nesneyi tanıyamayan bir hastayı ele alalım. Bu hastada, duyu belleği yitimi (agnozi) olduğu söylenebilir. Duyu belleği yitimleri, belirli alanlara üişkindir (duyulardan her biriyle ya da duyum aygıtının yalnızca bir bölümüyle ilgilidir). Hareket belleği yitimleriyse (apraksi), el kol hareketleriyle ilgili rahatsızlıklardır: Bu durumda hasta her zaman gerçekleştirdiği bir hareketi zihninde canlandıramaz ya da çok iyi canlandırmasına karşın, felçli olmadığı halde, bu hareketi yapamaz. Du yu belleği yitimlerinin ve hareket belleği yitimlerinin nedeni beyin kabu-ğundaki belirli zedelenmelerdir.

Toplumsal Bellek Yitimleri

Bıı hastalıklar, toplumbilimci Halb-; vvaschs’m “belleğin toplumsal çerçeveleri” dediği şeyin çözüntüye uğramasının sonucudur. Anı kurmaya ilişkin bellek yitimi (bu durumda özne, eski olayları çok iyi anımsar; ama yeni anılar kuramaz) ile anımsama, bellek yitimlerini (bu durumda hasta, geçmişini herhangi bir ölçüde derinlemesine anımsayamaz) birbirinden ayırt etmek gerekir. Yitimler bir boşluk gibi (çoğunlukla beyindeki bir yara ya da zedelenmenin sonucu olarak yaşamın belli bir kesimi, hastanın belleğinde bir “boş delik” gibidir) ya da geriye doğrudurlar (şimdi-den geçmişe doğru, belleğin yavaş yavaş ortadan kalkmasına yol açarlar). Jackson’m 1884’te ortaya koyduğu genel yasaya bağlıdırlar. Bu yasaya göre, karmaşık bir sinir işlevi, oluşumunun ters yönünde, yani en yüksek, işlenmiş ve bilinçsel biçimlerden, en temel ve en otomatik biçimlere doğru çözüntüye uğrar. Ribot, 1881’de, geriye doğru bellek yitiminin dilsel gereç üstünde rasgele etki göstermediğini ortaya koymuştur; yani sözcükler, belli bir sıra izlenerek unutulur. Unutulma sırası şöyledir: Özel adlar; cins adları; sıfatlar; fiiller; ünlemler.

Bazı bellek yitimlerinin beyin zedelenmeleriyle hiçbir ilintisi yoktur; bazı anıları kapsayan gerçek bir “içe bastırmanın sonucudurlar. Bu yüzden de “Seçimsel bellek yitimi” diye adlandırılırlar. Bu durumda hastanın aklına getirmeye dayanamadığı üstünde şok etkisi yapmış bazı geçmiş olayları bilinçaltına atmana yol açan bir süreç söz konusudur. Freud’un psikanaliz yöntemi, bastırılmış bu anıların unutulmadığını etkinliklerini yitirmediklerini ve uygun çözümleme yöntemleriyle yeniden bilinç yüzeyine çıkarılabileceklerini ortaya koymuştur. Ayrıca yaşlıkla ilgili ve çocuklukla ilgili (en eski anılarımız arasında üç yaşından öncesiyle ilgili olanlara pek rastlanmaz) bellek yitimleri vardır. Bunlarda, bazı uzmanlara götrre fizyolojik açıdan anı saptama olanaksızlığı, Freud’a göre çocuk cinselliğinin öneminden kaynaklanan bir içe bastırma, Jean Delay’ye göre de toplumsal belleğin yokluğu söz konusudur.