Baharat Yolu

Baharat Yolu

Antik Çağ’dan beri Avrupalılar baharatları Uzakdoğu’dan getirtiyorlardı. Karanfil tanesinden, kardeş kanı denen reçineye kadar yüz türlü baharat sadece mutfaklara değil ilaç yapımına da yarıyordu. Çip ipekleri, fildişi, inanılmaz nitelikteki değerli taşlar hep aynı yolu Moğol yolunu izliyordu. Bu yol onları Karadeniz’de İtalyanlar’a ait limanlara götürüyordu. 1395’te Timur’un süvarileri bu limanlan yaktılar. O zaman Avrupalılar ikmal yapmayı Müslümanlar aracılığıyla sürdürdüler. Alışverişlerin gelişip artması, Ortaçağ sonunda şiddetli bir altın para gereksinimine yolaçtı. Metal para ihtiyacının ötesinde, prenslerin sarayları, tüccar burjuva sınıfı ve kiliseler altından yapılmış lüks eşyalar istiyordu. Oysa bu kıymetli metal Afrika’dan â geliyordu. Az bulunması da/C bu istekleri gerçek bir / saplantı haline getiriyordu. Tüccarlar Sudan’ın altın 1 trafiğini kontrol altına almayı ve kendilerine doğrudan baharat sağlamak için Uzakdoğu’ya doğru yeni bir yol bulmayı ümit ediyorlardı.

Okyanuslarla savaşmak için | sağlam gemiler yeterli değildi, yön bulmak, denizler üzerinde bulunulan noktayı saptamak ve yeni [keşfedilen kıyıların haritalarını [çıkarmak gerekliydi. Çin’den “Ortadoğu’ya daha 11. yüzyıldan başlayarak mıknatıslı iğne kullanılıyordu. Doğal bir mıknatıs üzerinde dönebilecek şekilde yerleştirilen iğne kuzey-güney doğrultusunda sabit kalıyordu. Yeryüzündeki manyetik çekim alanını göz ardı eden denizciler mıknatısı sihirli bir taş olarak görüyordu. 12. yüzyılda mıknatıslı iğne, Araplar tarafından Akdeniz’de yaygın biçimde kullanıldı. Bu değerli aleti alan İtalyanlar ona, iğnenin içinde döndüğü küçük kutunun adından esinlenerek “bussola” ismini verdiler. İğnenin altındaki kadranı ufku bölümleyen otuz iki kesmeye ayırıp aleti geliştirdiler. Haritalar üzerine yansıtılan bu yönler denizlerde seyretmeyi mümkün kılıyordu. Haritanın kullanılamadığı yerlerde kâşifler yıldızlardan faydalanarak konumlarını bulmak için usturlap ve kundaklı yay kullanırlardı. Bilinmeyen kıyılara yaklaşmak karaya oturma olasılığı yüzünden riskliydi: Denizciler harita ve pusuladan yararlanmaksızın iskandille derinlik saptanan Kuzey Denizi yöntemlerini uygulardı. İçyağına bulanan iskandil, denizin derinliğini ve denizdibinin şeklini öğrenmeye yarardı.