Bağımsızlık Savası

Bağımsızlık Savası

Kuzey Amerika’da üç İngiliz kolonisinin XVHI. yy. son yirmi beş yılı içinde İngiltere’ye karşı giriştikleri savaş.

4 Temmuz 1776’da ilan edilen bağımsızlık bildirisiyle başlayan İngiltere’den kopma hareketi, ABD’nin kurulması ve İngiltere tarafından tanınmasıyla {3 Eylül 1783’te imzalanan Versailles anlaşması) sonuçlanmıştır.

Anlaşmazlığın Temel Nedenleri

Yedi Yıl savaşlarına son veren 1763 Paris anlaşmasıyla Fransa, bütün Kanada’yı, Ohio vadisini ve Mississippi’nin doğusundaki Louisiana’yı İngiltere’ye bırakmak zorunda kaldı. Bu değişiklik, ilke olarak, önlerinde hiçbir engel kalmayan Amerika’daki kolonilerin Batı’ya yayılmalarına olanak tanıyordu. Gerçekte, İngiltere kralı George III, bu yeni toprakları krallığına katmayı düşünüyordu. Ayrıca, savaş İngiltere’ye pahalıya mal olduğu için, parlamentodan savaş masraflarının bir bölümünü kolonilere ödetmeye yönelik yeni bir vergi yasası geçirtti. Bu durum kolonilerde yaşayanların karşı çıkmasına yol açtı; çünkü, İngiliz anayasası ilkelerine göre kolonilerde yaşayanlar ancak kendi yerel kurullarındaki temsilcilerin onayladığı vergileri ödemekle yükümlüydüler ve temsilcilerin yer almadığı bir parlamentonun koyduğu vergiyi ödemek zorunda değillerdi. Sonuçlarsak, başlangıçta bir ayrılma düşüncesi taşımayan uyuşmazlığın temelinde, hem bir çıkar sorunu, hem de bir ilke sorunu yatıyordu.

İLK OLAYLAR

İngiltere’nin 1765’te hukuk ya da ticaretle ilgili her çeşit yayma ya da se-nete damga vergisi koymaya kalkışmasıyla, çatışma ilk başlarda hukuksal bir görünüm aldı. Kolonilerin karşı çıkması üstüne, İngiltere 1766’da vergiyi yürürlükten kaldırdı; ama bir yıl sonra aynı vergiyi, özellikle çaya yönelik vergilerle birlikte yenide koydu; bu arada kolonilerdeki kuvvetlerini de artırdı. Gerilimin gün geçtikçe artması, olayların patlak vermesine yol açtı. Bu olayların en şiddetlisi, İngiliz askerleri ile koloni halkının Boston sokaklarında çarpışması oldu. Koloni halkından beş ki* öldü (5 Mart 1770).

Sakin geçen üç yıllık bir aradan sor ra, İngiliz vahşinin, Doğu Hint Adaları Şirketi’ni hileli iflastan kurtarma için, şirketin sattığı çaydan vergi} kaldırması, çatışmaların yeniden başlamasına yol açtı. Bu haksız rekabet karşısında, Kızılderili kılığına giren elli kişi, 16 Aralık 1773’te, Bostoı Umanına demirlemiş bir şirket gemisini ele geçirerek içindeki çayı deniz döktüler. Olaya Londra hükümeti sertlikle tepki gösterdi ve Massachusetts’deki İngiliz birliklerini daha da güçlendi.

HAKLAR BİLDİRİSİ

Olayları öğrenen çeşitli kolonilerin temsilcilerini (toplam 51 kişi) 5 Eylül 1774’te Philadelphia’da yapılan il kıta kongresine göndermeye kara verdiler. Kongre sonunda, aşırı önlemler alınmasını isteyen bazı temsilcilerin de baskısıyla, bir haklar bil dirisi yazıldı. Bu bildiride, kralda] çok, kendi temsilcilerinin yer almadığı İngiliz parlamentosuna karşı çıkılıyor ve kolonilerin kendileriyle ilgili her konuda yasa koyma hakkı olduğu ileri sürülüyordu. İngiltere’nin tepki göstermesi üstüne, anlaşmazlık kısa sürede savaşı dönüştü ve ilk çatışma 19 Nisa] 1775’te, Massachusetts’deki milislerin, silah depoları arayan İngilizleri saldırmasıyla başladı.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ

Çatışmalar ortak milis kuvvetlerimi baskısı üstüne İngilizlerin 17 Mar 1776*da boşaltmak zorunda kaldıkları Boston çevresinde yoğunlaştı. Bu olaylardan bir yıl önce oluşturulmuş ortak milis kuvveti, Philadelphia’da toplanan ikinci kıta kongresi kararıyla, George Washington’un buyruğuna verildi. İgiltereyle anlaşma umudu her geçen gün biraz daha ortadan kalkıyor, halk arasında bağımsızlık düşüncesi günden güne yayılıyordu İlk kesin adım, 4 Temmuz 1776’da kongrenin Phiiadelphia’daki üçüncü toplantısında, ABD’nin kurucu tüzüğü sayılabilecek Bağımsızlık bildirisiyle atılmış oldu; böylece, İngiltere’yle bağların kesin olarak kopmaya başladığı görüldü.

SAVAŞ

Amerikan Bağımsızlık savaşında hiçbir zaman kalabalık ordular arasında büyük çarpışmalar olmadı, İngiltere, savaş alanından uzakta bulunması nedeniyle, hiçbir zaman, 40 000’i aşkın kuvvetini aynı anda bir yerde toplayamadı. Ayrıca, İngiliz birliklerinde Alman asıllı paralı askerlerin bulunması halkın direnişim artıran etmenlerden biri oldu. Washington’un askerleriyse hiçbir zaman 20 000’i, hattâ bazı çarpışmalarda 3 000’i geçmedi. Ama milis kuvvetleri, sayıca yetersizliklerini, bölgeyi çok iyi tanımaları nedeniyle gerçek bir gerilla savaşına başvurarak giderdiler. Bağımsızlık savaşı, yabancı ülkelerden de birçok gönüllünün gelerek başkaldıran kolonilerin saflarına katılmalarına yol açtı. 1776 ve 1777 yılları, George Washington tarafından yönetilen Amerikalılar için çok zorlu geçti: General Howe yönetimindeki İngiliz birliklerinin New York’u ele geçirmelerini engelleyemeyen Amerikalılar, bunun acısını 25 Aralık 1776’da Trenton’da, birkaç gün sonra da Princeton’da çıkardılar. Daha sonra toparlanan İngilizler, 26 Eylül 1777′ de Philadelphia’yı ele geçirdiler. Aslında bütün gücünü Kongre başkentini ele geçirmek için kullanan Howe, 8 000 askerle Kanada’dan gelen Burgoyne’u Hudson bölgesinde yalnız bırakarak tehlikeye attı. Fırsatı değerlendiren ayaklanmacılar, birliği kuşatıp 17 Ekim 1777’de Saratoga’da teslim aldılar. Bu kesin zafer, aşağı yukarı bütün Amerikalıları savaşa katılmaya yöneltirken, Fransa’nın da ittifakını sağladılar.

Fransız Yardımı

Aslında Fransız hükümeti, isyancıların savaşımını ilgiyle izliyor ve bu savaş sayesinde, 1763’te uğradığı yenilginin acısını İngilizlerden çıkaracağım biliyordu. Silah yardımıyla başlayan Fransız desteği, 6 Şubat 1778 Paris anlaşmasıyla yasal bir görünüme büründü: Vergennes ve Franklin’in ortak çabaları sonucu Fransa ile A.B.D. arasında yapılan anlaşma, ticaret ve dostluk anlaşmasının yanı sıra, Fransa ile İngiltere’nin ilişkilerinin tam olarak kopmalarına kadar gizli kalacak askerî yardım anlaşmasından oluşuyordu. İsyancılar ayrıca, savaş giderlerini karşılayacak para yardımı da alacaklardı. Birkaç ay sonra, 1778 Haziranında İngilizler Philadelphia’yı boşaltmak zorunda kaldılar; ABD’nin kuzey ve orta bölgelerinde tutunamayacaklarını anlayarak savaşı,Güney eyaletlerine kaydırdılar ve bu bölgelerde başarılı oldular. Ama 1780 Temmuzunda, Rochambeau komutasında 5 500 Fransız askerinin Rhode Island’a çıkmasıyla olayların akışı değişti. Güneye inerek ordularını birleştiren Washington ve Rochambeau, Amiral Grasse’ın filosunun desteğiyle Virginia’daki Yorktown limanında İngiliz generali Cornwallis komutasındaki 7 000 askeri ablukaya aldılar ve 19 Ekim 1781’de teslim, olmak zorunda bıraktılar. Bu, Amerika kıtasındaki savaşın sonu oldu: Bitmek tükenmek bilmeyen savaştan bıkan İngiliz kamuoyu, savaşın sona ermesini, sorunlara uygun koşullarla çözüm bulunmasını istiyordu. İngiltere hükümeti de sonunda görüşmeyi kabul etti. Yoğun çalışmalardan sonra barış, 3 Eylül 1783’te Versailles’da imzalandı: İngiltere ABD’nin bağımsızliğını tanıyor Mississippinin doğusunda kalan toprakları bırakıyor, buna karşılık eski Fransız kolonisi Kanada’yı elinde tutuyor ve Florida’yı İspanya’ya geri veriyordu. Artık yeni bir devlet doğmuştu. 1787’de bir anayasa hazırlandı ve 1789’da George Washington’un başkanlığa seçilmesiyle yürürlüğe girdi.