Yeni Millî Eğitim Bakanı: Ziya SELÇUK

Yeni kabine listesi belli oldu. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistemin ilk kabinesini dün açıkladı. Yeni kabinede Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk oldu.

Prof. Dr. Ziya Selçuk, 1961 Ankara doğumlu. 2003-2008 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı yapan Selçuk, uzun yıllar Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyeliği görevini yürüttü. Talim terbiye kurulu başkanı olduğu sırada müfredat değişikliği de yapan Selçuk, aynı zamanda maya okullarının da kurucusu.

Rehberlik, davranış gözlemi, iletişim, gelişim, öğrenme ve mizaç konularında çok sayıda araştırması bulunan Selçuk’un kitapları arasında ‘insan İlişkilerinde kendini açma’, ‘Gelişim ve öğrenme’, ‘Okul deneyimi ve uygulama’, ‘Dikkat eksikliği ve hiperaktif çocuklar’ ve ‘Sınıf içi rehberlik uygulamaları’ bulunuyor.

Selçuk’u kitap makale ve bildirilerinde yer alan bazı söz ve düşünceleri şu şekilde:

– İleride robotlardan dolayı çocuklarımız iş hayatına atılamayacaklar. İşten atılacaklar. O yüzden okullar robotların beceremeyeceği alanlara, yani temel insani özelliklerin geliştirilmesine yoğunlaşmalı.

– Eskiden şekeri sadece zenginler yermiş. Bu yüzden bazı insanlar ne kadar zengin olduklarını göstermek için dişlerini çürütürlermiş. Çürütemezlerse de siyaha boyarlarmış. Biz de bugün ne kadar başarılı olduğumuzu göstermek için çocuklarımızı çürütüyoruz.

– Karnenin sol tarafı talim, sağ tarafı terbiyedir. Sol tarafa yazılacak notlar için kurulan sistemleri, altyapıyı ve bürokrasiyi düşünün. Bir de sağ tarafı öğretmenlerin ne şekilde doldurduğunu düşünün. Sonra da terbiyeli çocuklar yetiştirme konusunda ne kadar ciddi olduğumuzu…

– Eğitim emzirmektir. Yani şefkat, temas ve paylaşım olmadan eğitim olmaz. Şefkatsiz bir emzirme düşünebilir misiniz?

– Doktorun elinde bir ilaç varsa, ona uygun bir hastalık bulur. Ölçme değerlendirme sistemlerini bir de bu açıdan değerlendirmek lazım. Sayılara işkence yaparsanız, size istediğinizi vereceklerdir.

– Ortalamadan hızlı olmak, ortalamadan zeki olmak anlamına gelmez. Çocuklar sınavlarda bir veya iki dakikalık sürelerle puan kaybediyorlar. Ama gerçek hayatta öyle problemler var ki, bir ömür sürüyor. Birkaç dakika süren problemlere de genelde ihtiyaç molası deniyor.

– 21. yüzyıl becerilerinden hangisi Da Vinci veya Mimar Sinan’da yoktu? Mesela İşbirlikçi Problem Çözme becerisinin boyutlarından bir tanesi de şu; “Öğrenci ne zaman dinlemek ne zaman konuşmak gerektiğini bilir.” Peki 13. yüzyılda yaşayan Sadi Şirazi ne demiş; “İnsan ruhunu iki şey karartır. Susulacak yerde konuşmak, konuşulacak yerde susmak.” 800 sene sonra daha tatsız tuzsuz bir cümleyle karşımıza çıkan bu beceri gerçekten 21. yüzyıla ait mi?

– Eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilemez. Kes yapıştır bir sistemle medeniyet tasavvuru mümkün değildir.

– Bir kere başarısız olmak her şeyin sonu değildir. Ehliyetinizde kaçıncı seferde aldığınız yazıyor mu?

– Bazı öğretmenler iklim oluşturur. Bazıları da sadece hava durumu sunar. Bu iki öğretmen tipi mutlaka ayrı değerlendirilmeli ve kıymetlendirilmeli.

– Öğretmen yetiştirmeyi üniversiteye havale ettik. Üniversiteler otuz yıldır iyi öğretmen yetiştiremiyor.

– Araçları amaç kıldık; sınav kazanmayı sistemin ana gayesine dönüştürdük. ÖSYM bir dakikada soru çözebilenleri başarılı, iki dakikada çözebilenleri başarısız diye etiketlerken, aslında milyonlarca çocuğumuzun kendine olan güvenini yok eden bir kuruma dönüştü. Türkiye’de başarısız olarak etiketlenen onbinlerce çocuğumuz dünyanın iyi üniversitelerinde pekala üstün başarılar ortaya koydular.

– İyi yapamadığımız şeyleri daha çok yapmaya çalıştık. Hiç kimsenin İngilizce öğrenemediği bir sistemi onbinlerce yeni öğretmen atayarak devam ettirdik.

– Öğretmen kalitesiyle uğraşmak yerine, bilgisayar alımı, sınav sayısını artırma, öğretmene sınav koyma gibi gereksiz işlere yöneldik.

Prof. Dr. Ziya Selçuk

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.