Ahmet ÜMİT – İstanbul Hatırası Eleştirisi

Ahmet Ümit Gaziantep’e 1960 yılında yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. 14 yaşından itibaren sol görüşlü bir aktivist oldu. Ülkücülerle aralarında çıkan bir kavgadan dolayı 24 arkadaşıyla birlikte Gaziantep dışına sürgün edildiği için liseyi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde tamamladı. 1979’da Marmara Üniversitesi’nin Kamu Yönetimi bölümünde yükseköğrenimine başladı. [1]

Üyesi olduğu Türkiye Komünist Partisi (TKP) tarafından 1985’te Moskova’ya gönderildi. 1985-1986 yılları arasında Moskova Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim gördü. TKP tarafından komünistlik eğitimi almak için Rusya’ya gönderilen altı gencin başından geçenleri anlattığı “Kar Kokusu” (1989) adlı romanı, bu dönemde yaşandıklarından izler taşır. Moskova’da iken şiir yazmaya başladı. 1989’da aktif politikadan ayrıldı ve Sokağın Zulası adlı şiir kitabını yayımladı. [2]

Biyografisinde görüldüğü üzere Ahmet Ümit Antep doğumludur. “Peki bu doğum yerinin edebi yönden bir etkisi var mı?” Evet var. Çünkü onun eserlerinde yerli bir özellik vardır. Orhan Pamuk gibi kendi toplumuna yabancı değil. Yarattığı eserlerle memleketi arasında bir ilişki kurabiliyoruz. Ayrıca Yazarın 1980li yıllarda 14-29 yaş arasında olması da yine eserleri üzerinde etkilidir; çünkü yazar polisiye yazmaktadır ve onun siyasi görüşü yüzünden birçok kez polislerle yüz yüze kalması, muhalif olması, siyasal bakışı onu polisi iyi tanımaya ve böylece polisiye yazmaya yöneltmiştir. Zaman olarak 90’larda olsaydı iletişime dayalı eserler vermesi muhtemeldir.[3]

Ahmet Ümit bilgi verdikten sonra asıl konumuz olan İstanbul Hatırası adlı eserine geçelim. Öncelikle bir Türk yazarında bu antik konular üzerine bir roman yazması ve kitapta bizden bir şeyler bulundurması oldukça hoş denilebilir. Birçok kişinin filmlerden bildiği o sahil kenarı balık-rakı muhabbetlerini ve eski dostluğun sıcak yanlarını kitapta oldukça güzel anlatmış yazarımız. [4]

Roman İstanbul’un tarihi ve polisiye bir maceranın iyi bir kombinasyonu şeklinde yazılmış bir romandır. Sadece polisiye bir olayı çözmeye uğraştıran bir roman olsaydı, uyandıracağı ilgi ve merakla, şu şekliyle uyandırdığı merak birbirinden kat be kat farklı olurdu. Ahmet Ümit kitaptaki konu ve olaylarla İstanbul’un tarihinin korunması gerektiğine vurgu yapmaya çalışmış.[5] Yazarın kitabı yazmak için büyük çaplı bir araştırma yaptığı okuyucuya sunduğu bilgilerden anlaşılıyor. İstanbul’un tarihi, coğrafyası, kültürü hakkında ince elemiş sık dokumuş. Yitirilen değerlere, yağmalanan tarihi eserlere, deniziyle ormanıyla cami han hamamlarıyla o eşsiz şehir dokusuna sahip çıkmalıyız diyor yazar. ‘’Başka bir İstanbul yok’’ diyerek de bu bilinci aşılamak istiyor.[6] Kitabın tutmasının en büyük sebebi ise bazı kesimlerce İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti seçilmesidir.[7]

Metin kurmaca bir metindir. Zaman, şahıs, mekânlar ve ilişkileri iyi bir şekilde planlanmış, kurgulanmış. Okuyucuya pek bir iş kalmamış düşündürücü ya da bulmaya çalışılacak çok önemli ayrıntılar yok hepsi tek tek sorulup cevaplanmış gibidir.[8]

Ahmet Ümit’in bu kitabında kullandığı Nevzat karakterini başka romanlarında da görmek mümkün. Örneğin; Komiser Nevzat isimli kitabındaki karakteri İstanbul Hatırası’ndaki komiser Nevzat’a benzetmemiz mümkün. Kendi romanları arasında metinlerarasılık yapmış denilebilir.
[9]
Kitapla ilgili olumsuz eleştirilere gelince daha çok özgünlük boyutunda eleştiri aldığı söylenebilir. Dan Brown’un Kayıp Sembol’ünün başlangıcı bir el ve antik dövmelerle başlamaktadır. İstanbul hatırasında da cinayet ve antik bir para ile romana girildiği görülür. İkisinde de aynı doğrultuda olaylar gelişiyor. Acaba Ahmet Ümit’e biraz Dan Brown’dan esinlendiniz mi dense ne cevap verirdi? Ayrıca kitap içindeki bilgi bölümleri de Dan Brown tarzını çok andırıyor. Dan Brown bölümlerden önce yarım sayfa ya da bir sayfa bilgi verir ve konuya öyle girer. Yer yer Ahmet Ümit’in kitabında bu özelliği görmek mümkündür. [10]

Kitapla ilgili özgünlüğü bozan bir yapı da bölüm başlarında verilen italik kısımlardır. Yani tarihi sahneler. Raymond Khoury’un “Son Tapınak Şövalyesi” adlı eserinde bu sahneler aynen Ahmet Ümit’in eserinde yaptığı gibi tekrarlanmaktadır. Ayrıca cinayetlerdeki gizli yapılar polisiye romanın dâhisi olarak adlandırılan Jean Christophe Grange’in kitaplarını da akla getirmektedir.[11]

Ahmet Ümit macera arayan gençler için ideal bir roman yazarı denilebilir. Bu bağlamda edebi nitelikler, ara ara okumayı gerektirecek unsurlar yok romanlarda.[12] Dili oldukça sade ve anlaşılır. Sırf sanatlı söylem olsun diye uzun uzadıya sıralı ve karmaşık cümleler yazmamış. Kitabın bütününde bir doğallık içtenlik mevcut. Yazar, roman kahramanlarını okuyucuya sevdirebiliyor. [13]

Bu kitabı macera seven gençler rahatlıkla okuyabilir. Dili sadedir fakat gelecek nesillere çok bir şey bırakmayabilir. Gündelik yenecek yemek gibidir. Bugün yendiği zaman tadı bugün çıkar. Ahmet Ümit de belki gelecekte bu kadar adı duyulmayacak yazarlar arasındadır.[14]

Kitapla ilgili ayrıntılı eleştirilere girilecek olursa şunlar söylenebilir;

“O roman (Patasana) bitince İstanbul’la ilgili bir şeyler yazmalıyım dedim. Bir tür diyet borcu, bedel ödeme, şükran, teşekkür… Denizinde yüzdüm ekmeğini yedim, suyunu içtim. Bu şehir kaynaklı büyük mutluluklar yaşadım, umarım büyük acılar vermez. Şehre minnet borcum vardı ve bu kitap o borcu ödemek için yazıldı.” diye açıklıyor Ahmet Ümit bu kitabı yazma sebebini. Burdan da anlayacağımız üzere aslında mantık cinayetleri çözmek değil .Bu cinayetler çözülürken bir çok medeniyeti görmüş İstanbul’u tanıtmak .Bu kitabı bir polisiye romanı olarak eleştirmek gerekirse çok başarılı bulduğumu söyleyemem .Kitabın tamamında okur yönlendiriliyor katilin kim olması gerektiği konusunda .Fakat sonunda bana göre katil olmak için çok da geçerli sebepleri olmayan kişilere veriliyor katil kimliği.Bunun dışında bu romanımızı Agahta Christie romanlarıyla karşılaştırmak gerekirse İstanbul Hatırasında katili bulmak için hiç uğraşmadığımızı söyleyebiliriz Ard arda işlenen cinayetlerde zaten katile göndermeler yapılıyor..Fakat İstanbul ‘un da bir çok bilinmeyen yönünü fark ettiğimizi söyleyebiliriz bu romanla .Aslında ne kadar kültür zengini bir il olduğunu anlıyoruz İstanbul’un .Tarihi sıkmadan anlatmayı başarıyor Ahmet Ümit .Bana göre tarih okumayı seven insanlara tavsiye edilebilecek bir roman bu kitap .[15]

Ahmet Ümit, kendi romanları arasında çokça metinlerarasılık yapan bir yazarımız. Komiser Nevzat, Ali, Zeynep karakterleri diğer kitaplarında da var. Estetik bir okur kitlesi yok. Genelde ortaokul-lise gençlerine uygun. Yazar, kitap piyasasını iyi biliyor ve bunu kullanıyor. Bilinmeyen kelimeler ve iddialı sözleri yok. Bu da kitabın okunmasını ve anlaşılmasını kolaylaştırıyor. İstanbul tarihiyle polisiyeyi güzel harmanlamış diyebilmek mümkün. Ancak bence kitapta okuyucuyu fazla yönlendirmiş yazar. Olaylar baş komiserin gözünden anlatılmış.[16] Kitapta Yunan mitolojisine biraz fazla yer vermiş bence yazar. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine de aynı oranda ağırlık verilebilirdi aslında. Ayrıca kurgulamada da aksamalar var. Birinci maktulü ve cinayeti çok ayrıntılı anlatmasına rağmen diğerleri pekiyi anlatılmamış. Romandaki mekân ve İstanbul tasvirleri güzel yapılmış ancak zaman monoton olarak devam etmiş, herhangi bir kırılma meydana gelmemiş. Handan’ın anlatıldığı kısımlarda art zamana gidilmiş bir tek. Fakat tüm bunlara rağmen roman, Türk polisiye romanı için iyi bir deneme olarak nitelendirilebilir.[17] Ayrıca İstanbul’un korunmasını iğneleyici şekilde anlattığı için siyaset kitabı olarak da yorumlayan kesimler bulunmaktadır.[18]

Kitapta bulunan yer yer sıkıcı olan ayrıntılar insanı boğuyor bazen. Karısı, Handan ile ilgili ayrıntılarda olduğu gibi.[19]

Romanda ‘“Duymuştum fakat bu kadarı da fazla. Burası Türkiye’den çok İran’a benziyor Başkomiserim… Bu insanlar… Ya baksanıza, kadını erkeği, herkes bir tuhaf burada…” cümlesi rahatsız edicidir. Kara çarşaflı olmanın gericilik gösterilmesi romanın kalitesini düşüren cümle kalıplarından birisidir.[20]

Romanın Türk filmleri gibi bağlanması da klişeleşmesine yol açmaktadır. Özellikle yazılan bir polisiye romansa bu klişelerden romanı kurtarmak gerekmektedir. Romanımızı artık ciddi anlamda Türk klişelerinden çıkarıp orijinal kılmalıyız.[21]

Derleyen: Kubilay ORAL-Tuncay ODABAŞI

  1. GÜNGÖR Haluk. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  2. TOPUZ Resul. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  3. ÖZÇELİK MERVE. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  4. ORAL KUBİLAY. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  5. ÖZÇELİK MERVE. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  6. AKKÜN KORHAN. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  7. OTYAKMAZ Nazire Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  8. ÖZÇELİK MERVE. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  9. ÖZÇELİK MERVE. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  10. ORAL KUBİLAY. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  11. ORAL KUBİLAY. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  12. ÖZÇELİK MERVE. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  13. ODABAŞI Tuncay. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  14. TOPCU Tuğba. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  15. MAMAK Elif. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  16. AKKÜN KORHAN. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  17. ÖZTÜRK Elif. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  18. OTYAKMAZ Nazire Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  19. SAMAN Sema. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  20. TOPAL Cemanur. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği
  21. TOPAL Cemanur. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği